1 Temmuz 2012 Pazar


Yükseliş Rehberi 4

YÜKSELİŞTE İNSAN BEDENİNİ DESTEKLEMEK
Dünya Ana ~ Karen Danrich “Mila” vasıtası ile
14 Mayıs, 2000

Ben, Dünya Ana, üzerinde yaşadığınız gezegenin bilinçliliği biyolojik yükselişe eşlik edebilen sayısız beden ağrısı ve acıları veya yorgunluk ile birlikte yükselişte toksin gideme sürecinden söz etmek istiyorum. Çoğu zaman insan çocuklarımın doğasının bu şeylerle ilgili korkuya kapıldığını ve şimdiki tıbbi kurumlardan yardım aradığını görüyorum.
Maalesef, tıp kurumları ve ilgili hekimlerin biyolojik yükseliş ile ilgili bilgileri yok ve bundan dolayı yardımcı olamıyorlar. Bunun yerine akupunktur, masaj, aromaterapinin yanısıra homeopatik veya bitkisel kaynaklardan destek aramanız için sizi yönlendiriyoruz. Bunlar, biyolojik yükseliş sürecine eşlik eden yorgunluk, ağrı ve acı periyotlarında bedeni en iyi destekleyecek olan doğal tedavilerdir.
YORGUNLUK
Yükselişte, beden büyür. Büyümekte olan bir bebeğin uzun saatler uyuması gibi, beden daha büyük bir boyuta yeniden yapılanırken, bu, yükseliş sürecinde de doğrudur. İnsanlık altı – sekiz saatlik uykunun yeterli olduğunu kabul eder ve on – on iki saat uyumakta yanlış bir şeyler olduğuna inanır. Yükselişte olanlara bedenlerinin gereksinimlerini karşılamalarını öneriyoruz, bu uzun saatler uyumayı kapsayabilir.
Yükselme seçimi spiritüel bir seçimdir. Bu seçim bedende bozulan ve hastalanan şeylerin yeniden yapılanmasını getirir ve insan bedenlenmesine yeni bir birlik bilinçliliği paradigmasını demirler. Bilinçlilik fizikseldir, ve bundan dolayı farkındalığın diğer seviyesini kucaklamak bedenin biyolojik dönüşümünü gerektirir. Bu adanma yaşamınızı buna göre yeniden düzenlemenizi, ruhsal yolculuğunuzu yaşamınızda büyük önemi olduğunu düşündüğünüz şeylerin üzerine koymayı gerektirebilir.
Şimdiki uygarlığınızda ‘kronik yorgunluk sendromu’ olarak bilinen tıbbi bir teşhis vardır, bu aslında bir yükseliş semptomudur. Bedenin titreşimi yükselirken, belli bir günde, haftada veya ayda bilinçliliği sürdürmek için daha fazla ‘chi’ gerekir. Eğer bedeninizde chi toplamakta usta değilseniz, bunun sonucu sürekli bir yorgunluk hissidir.
Kronik yorgunluk ile başa çıkmanın bir başka mükemmel tarzı Tai Chi veya Yoga yeteneği geliştirmektir. Bu yetenekler uzun zaman öncesinin yükseliş öğretileri ile direkt olarak ilişkilidir ve belli hareketler ile nasıl chi toplayacağınızı ve bedene yönlendireceğinizi öğretir. Bu yetenekler yükselme seçiminizi mükemmel destekler ve kronik yorgunluk semptomlarını tersine çevirir.
YORGUNLUK İÇİN DÜNYA ANADAN REÇETE
Yatıp uyumak yerine dışarı çıkın ve yürüyün. Beni, Dünya Anayı çağırın ve benimle bağlantı kurmayı isteyin. Parlak mavi renkli koruyucu meleklerim ortaya çıkar ve bedeninize topraklanmanız için sizi destekler. Yürürken, nefes alın, her iki adımda bir nefes alın ve her iki adımda nefesinizi verin. Nefes vasıtası ile, ruh geri çağırılır ve bedene yeniden demirlenir ve ruh eterik bedeni sevgisiyle doldurarak eterik bedeni yeniden yükleyebilir. Yürümek aynı zamanda Dünyanın eterik bedeninden sizin bedeninize chi’yi getirir, bedeninizin yeniden yüklenmesini sağlar.
Aşırı koşmak, aşırı egzersiz ve aşırı ağırlık kaldırma kas yapısında incinmiş dokular yaratır, bu bedenin daha ileri yaşlanmasına ve bozulmasına neden olur. Nazik egzersizler yapın veya yüzün, doğaya ve doğanın elementlerine bağlanın. Çoğunuz şehirlerde yaşıyorsunuz. En kalabalık yerlerde bile benimle bağlantı kurabileceğiniz parklar ve bahçeler vardır. Böyle yerlere veya okyanusa, dağlara gidin.
Şimdiki uygarlığınızda, işverenleriniz, arkadaşlarınız ve aileniz sizden alır, alır, alır. Kendi yaratıcı çabaları ve istismarları için yakıt olarak yükselmekte olanların chi’lerini alırlar. Yükselmekte olan bir varlık olarak, ürettiğiniz chi sizin kendi yükselişiniz içindir. Chi’nizi ve enerjinizi başkalarına vermeyi durdurmaya ve başkaları ile bu şekilde bağlantınıza neden olan tüm karmayı ve kontratları salıvermeye niyet etmenizi teşvik ediyorum.
Ben, Dünya Ana, bu niyetleri yaparken yanınızda duracağım ve isteklerinizin gerçekleşmesini sağlayacağım. Yükseliş, belli bir zamanda karmanın bir katmanını soymayı getirdiği için, bu niyeti her gün yapın. Yükselmek ve karmayı ve tüm kontratları salıvermek için tekrar tekrar niyet edin. Her gün bir sonraki katmana, bir sonraki seviyeye götürür.
BEDEN AĞRILARI
Bedenin her parçası yüce bir nitelik alırken, eski hücresel yapı çözünür, kristalin olan yeni bir yapıya doğum verir. Hassas olanlar için, bedenin tüm yapısında yeni titreşime izin verecek kadar dönüşene kadar bu özellikle rahatsız bir deneyim olabilir. Beden ağrıları eterik bedendeki bloke olan veya durgun olan bölgeler ile direkt olarak ilişkilidir. Yürümek ve kundaliniyi harekete geçirmek enerjisel blokajların gitmesine yardımcı olur ve ağrının geçmesini sağlar.
Beden yeni titreşime yükseldiğinde, süregiden ağrılar ve acılar geçmişe ait olur. O zamana dek, ağrıyı gidermek için bitkiler, homeopatik ilaçlar, aromaterapi, akupunktur, çamur banyoları, mineral havuzları, tuz banyoları veya masajı öneririm. Bunların geçici olduğunu bilin, beden yüksek titreşimli ‘ışığı’ taşımaya hazırlanıyor.
VİRÜSLER ve YÜKSELİŞ
Yükselişte, hücreler dönüşürken, tüm yaşamınız boyunca saklanmış olan virüsler temizlenmek için yüzeye çıkabilirler. Bazen bu virüsler kısa bir süre için ilgili hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Bu gerçekleştiği zaman panik olmayın ve geçeceğini anlayın.
Bu zamanlarda, bağışıklık sisteminizi kolloidal gümüş ve kolloidal altın ile güçlendirmenizi öneririm, bunlar sisteminizdeki virüs ve bakterileri yok eder. Gümüş kolloid ayrıca gözlere, kulaklara ve buruna damlatılabilir, bu bölgelerde yükseliş sürecinin sonucu olarak ortaya çıkabilecek enfeksiyonları temizler. Bunlar ve anti – viral ve anti – bakteriyal olan bir çok başka bitkiler bu zamanlarda faydalıdır, örneğin Echinacea ve Golden Seal. (Echinacea eczanelerde tablet olarak satılıyor).
Bazen sinir sisteminde bir virüs toplandığı zaman, ilgili sinirin şişmesine, sinir – sıkışması semptomuna neden olur. Bu bir yükseliş semptomudur ve geçecektir. Ayrıca, bazı sinir sistemleri rasgele yanar, istemdışı kas kasılması semptomuna neden olur. Bu zamanlarda, bazı bitkiler bu semptomlar için faydalıdır, örneğin Valerian Root, Passion Flower ve Kava Kava. (Valerian Root ve Kava Kava eczanelerde tablet olarak satılıyor).
GECE TERLEMELERİ VE ISINMALAR
Uyurken, çoğu zaman kundalini bilinçliliğiniz tarafından sınırlandırılmadan işler, gece terlemelerine neden olur. Bazen kundalini gündüz de yükselebilir, ısınmaya yol açar. Her ikisi de o özel gün veya akşam sırasında, yükselmek için gerekli karmanın yanmasının sonucudur. Bunun bir yükseliş semptomu olduğunu bilin ve korkmayın veya endişelenmeyin.
DİYET
İnsan çocuklarım diyet ile ilgili çok endişe ediyorlar. Evet, gerçekte, yarattığınız toksik kirlilik tüm türleri etkileyerek çevrenizi kirletti. Ve evet, bu toksinler gıdalarınız vasıtası ile, çoğu zaman alarm verecek miktarda bedeninize giriyor.
Panik yapmayın. Bilin ki, her toksin sadece özel bir titreşimdir. Yükselişte, eski, toksin olan titreşimleri çözmek ve dönüştürmek için yeni titreşimler ilave edilir. Bu zamanla, yıllar boyunca azar azar gerçekleşir. Bu, bedenden toksik maddeleri gideren yükselişin doğasıdır, bu toksik maddeler ayrılığın toksik düşünce formu ile direkt olarak ilişkilidir. Ayrılık giderilirken, birlik hüküm sürer ve hastalık ve bozulma sona erer.
Ne yediğiniz, yediğiniz şeyin nerede yetiştirildiği, organik olup olmadığı ile ilgili kaygılanmayın. Her besinin ‘canlı’ chi’si ve yaşam gücü var. Canlı besinler taze pişirilen ve hazırlanan besinlerdir, kutulanmış veya dondurulmuş veya paketlenmiş ve uzun süre raflarda tutulmuş besinler canlı değildir. Besin ne kadar taze ise, bedeninizin yükselmesi için o kadar çok chi sağlar.
YAĞLI BESİNLER YEMEK İSTEMEK
Yükseliş, gelişimin her aşamasına özel besleyiciler gerektirir. Beden kristalin hücre yapısına dönüşürken, her hücre kolestrol bazlı olan yeni bir yağ veya lipid tabakası alır. Bu yağ tabakası, bir zamanlar hücre duvarında veya zarında tutulan proteinden daha yüksek titreşim veya frekans taşır. İnsanın yağlı besinleri canının çekmesi yükselişin doğal sonucudur ve kendinizi yoksun bırakmamanızı öneririz. Ancak, mümkünse taze ve işlenmemiş olanları tüketin.
ŞİŞMEK VE CANI TUZLU ŞEYLER ÇEKMEK
Kristalin hücre eski hücresel yapıdan daha çok tuz veya sodyum klorür taşır. Sonuç olarak, yükselişin bazı aşamalarında canınız tuzlu yiyecekler çeker. Eğer yükselişte iseniz, tuz kullanılır ve yüksek kan basıncı veya kalp hastalığına neden olmaz. Bunun gibi, potasyum klorür, ilave edilen tuza paralel oranda salıverilir. Bu sıkça su tutulması ile şiştiğiniz bir durum yaratır, bu direkt olarak sodyum/potasyum dengesizliği ile ilgilidir. Bu zamanda diüretikler kullanmamanızı öneririz, potasyumu sistemden atmak için bol su için, deri vasıtasıyla aşırı potasyumu atmak için akşamları 45 dakikalık Epsom tuzu banyosu yapın.
PROTEİN YEMEK İSTEMEK
Kristalin hücre ayrıca amino asit zincirlerinin değişmesine neden olur. Bazı zincirler sebzelerde bulunmayan bazı proteinlerin tüketilmesini gerektirir. Bu periyotlar sırasında, haftada birkaç kez biraz taze balık, tavuk veya et yemenizi öneririm. Bazı sindirim sistemleri ağır etleri sindiremeyebilir, bu durumda balık yemek tavsiye edilir. Taze et tüketin, kutulanmış, dondurulmuş veya kurutulmuş değil. Her gün biraz protein tüketmek ruhunuzu bedende topraklamaya yardımcı olur, enerji seviyenizi devam ettirmeyi de sağlar.
Bazı insanların hayvan krallığı ile ilgili kaygıları olduğunu ve vejeteryanlığa inandıklarını görüyoruz. Hayvan krallıklarının, yükselişlerinde Dünyadaki tüm yaşamı desteklemeyi kabul ettiklerini bilmenizi istiyoruz. Bu türler tüketilmeyi kabul ettiler ve bunun birlik ve uyuma dayanan yeni bir yarın getireceği anlayışında sevinçliler. Bu nedenle kaygılarınızı bırakmanızı ve yükseliş için gerekenleri yapmanızı öneririz.
BEDENDEN TOKSİNLERİ GİDERMEK
Yükselişte, beden sürekli olarak toksin atar ve artık gerekli olmayan şeyleri salıverir ve birlik bilinçliliğine doğru köprü inşa eden yeni bir yapı geliştirir. Salıverilen toksinler sözü edilemeyecek kadar çoktur ve çoğu ya ter bezleri ve derinin gözenekleri vasıtası ile salıverilir veya böbrekler, karaciğer ve bağırsaklardan filtrelenir.
Eğer böbrekleriniz, karaciğeriniz veya bağırsaklarınızda zayıflık varsa, bu organların toksin giderme sürecini destekleme yeteneklerini artırmak için bu modeller ile çalışılır. Bu organların toksin giderme yeteneklerini artırmasını sağlamak için sistemi temizleyerek bedeni destekleyebilirsiniz. Bu organları desteklemek için kullanılabilen bir çok böbrek ve karaciğer temizleme maddeleri ve bitkiler vardır, içinizden gelen rehberliğe uyarak bunları kullanmanızı öneririz.
Bu organların üçünü de eşzamanlı olarak temizlemenin en kolay yöntemlerinden biri altı hafta boyunca haftada bir adet karpuz yemektir. Eğer karpuz bulunamazsa, eşit miktarda üzüm kullanılabilir. Hem üzüm hem de karpuz karaciğer ve böbreklerde toplanan yağları çözer ve bağırsakları temizler. Bazı bedenlerin bu işlemi aylarca yapması gerekebilir.
İlave olarak, bazı meyveler eski yoğun hücresel yapıyı parçalamak için faydalı olan sindirim enzimleri içerir. Bunlar ananas ve papaya’dır. Kutulanmış veya şişelenmiş olanlar yerine taze meyve yemenizi ve taze sıkılmış meyve suyu içmenizi öneririm.
Vitamin ve mineraller gibi diyet destekleri çoğu zaman o kadar fazla miktarda alınıyor ki, yükselmekte olan bir beden için toksik oluyor. Bunun yerine, taze et, sebze, meyve yemenizi öneririz. Bitkiler besindir ve çok konsantre değildir, tamamen saf bitkisel destekler alın.
BANYOLAR VE TUZ İLE OVMA
Eğer bulunduğunuz bölgede sülfür banyoları yoksa, ‘Batherapy’ olarak bilinen, banyonuza katılabilen, kokmaması için klorofil katılan, sülfür ve mineral karışımı vardır.
Ayrıca, banyonuza katılabilen taze volkanik külden alınan silika aspirin formu olan ‘Fango Çamuru’ olarak bilinen bir ürün vardır. Fango çamurunun etkili bir toksin giderici madde olduğu kanıtlanmıştır ve ayrıca yükseliş ile ilişkili olan küçük ağrıları geçirir. Banyonuza katılabilecek bir çok esans vardır, lavanta (yenileyici özellikleri var), yeşil nane (canlandırıcı), okaliptüs yağı (gözeneklerden toksinleri çeker). Bu üç esans tuzla ve badem yağı ile karıştırılarak kullanılabilir.
Tuzla ovma, ölü deri hücrelerini uzaklaştırır. İki bardak deniz tuzu veya Epsom tuzuna birer çay kaşığı lavanta, yeşil nane ve okaliptüs ve altı çay kaşığı badem yağı ekleyin. İyice karıştırın. Her duştan sonra avucunuza sığacak kadar alın ve tüm bedeninize yayın, iki dakika bekleyin, temizlenin ve havluyla kurulanın. Ovalama ölü deri hücrelerini giderir, esanslar toksinleri dışarı çeker.
GÜNEŞ BANYOSU
Güneşten korkmayın. Güneş, yükselmek için azar azar, bedenleyeceğiniz beşinci boyut titreşimlerini içerir. Yükselmekte olan bir beden için, güneş banyoları bedeni yaşlandırmaz. Bunun yerine, güneş bedenin ve alanın sürekli dönüşümünün sonucu olarak biriken eterik blokajları ve eterik mukozu yakar. Bedenin her iki tarafının onar dakika güneşlenmesi yeterlidir.
Güneş sizi ‘zamansızlık’ ve benimle, Dünya Ana ile birlik haline getirir. Birlik haline girmek, yaşam deneyiminizde olanlara teslim olmanızı sağlar, bu da artık size hizmet etmeyen şeyleri salıvermenize izin verir.

30 Haziran 2012 Cumartesi


Yükseliş Rehberi-1

        Bir yükseliş sözüdür gidiyor. 4. Boyuta, 5. Boyuta yükseleceğimizden ve hatta bu olayın bu yılın sonunda tamamlanmış olacağından bahsediliyor. Boyutlar ve bu boyutlardaki yaşamla ilgili bilgiler olmakla birlikte, nasıl yükseleceğimiz hala belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik ve bir yandan da mesajlarda Galaktik dostlarımızdan gelecek yardım vaadi birleşince, sanki bir şey yapmadan bekleyeceğiz ve yardımla bu aşamadan geçeceğimiz sonucu çıkıyor. Ancak yapabileceklerimiz ve belki de mutlaka yapmamız gereken şeyler var.Bu nedenle deneyimlerime ve okuduklarıma dayanarak zaman zaman yükselişle ilgili yapılabilecekler hakkında yazacağım.
Yükseliş Rehberi-2
Kanal mesajlarında yükseliş bazen tam bilinçliliğe geçiş, bazen yeni realitenin yürürlüğe girmesi ile ilişkili olarak anılıyor. Bazen de bu boyuttan ayrılma olarak ya da Dünya'nın üçüncü boyut yaşamını terketme olarak algılanabilecek ifadeler var. Bu da bazen Dünya'nın dertlerinden, sıkıntılarından bıkmış olan bizleri, "bir an önce yükseliş başlasa da gitsek" tavrına itiyor.
Ancak beden bilinci ve bedenle ilgili farkındalık tamamlanmadan bilinç yükselmesi mümkün gözükmüyor. Hathor Bilgileri kitabında bir denge piramidinden sözediliyor. Buna göre;
Piramidin altındaki dört yan varoluşumuzun temel taşlarıdır.
1. Fiziksel beden ve ka (eterik) beden, duygusal beden, zihinsel bedenlerle olan ilişkimiz
2. Kendimizle ve diğer insanlarla ilişkilerimiz
3. Evrene, dünyaya, toplumumuza verdiğimiz hizmetle ilişkimiz- ki bu her zaman olmasa da çoğu zaman mesleğimiz olarak ortaya çıkar.
4. Yaşadığımız dünyayı oluşturan Kutsal Ana unsurlarla bilinçli ilişkimiz. Dünya'da yaşayan bizler için bu Kutsal Ana unsurlar toprak, ateş, hava ve sudur.
Yükseliş bu dört ana unsurun dengelenmesiyle gerçekleşecek sonu olmayan bir süreçtir.
Fiziksel beden ve süptil enerji bedenleri (Ka beden, duygusal beden, zihinsel beden) arasındaki arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırmak çok önemlidir. Çünkü bilincimiz yüksek düzeylere çıkmaya başladığında eğer fiziksel beden o enerjiye dayanamazsa, onu taşıyamazsa o zaman aşağılara düşeriz. Yüksek hallerde kalamayız, çünkü beden aşağı çeker. Bu yüzden yükselişin dört temelinden biri, fiziksel beden de dahil olmak üzere, Ka ve tüm diğer bedenlerin güçlü ve canlı olmalarını gerektirir. Ruhsal berraklık ve yükseliş sürecinin bir parçası olarak, güçlü ve canlı bir fiziksel bedene sahip olmak zorunludur. 
İkinci temel ise, kendini bilmek ve başkalarıyla uyumlu ilişkiler kurmaktır. Çünkü kişi eğer ilişkilerini olumlu bir biçimde kuramıyorsa, bilinçte yükselmeye başladığında, olumsuz ilişkiler bir engel haline gelir. Bu durumda daha düşük enerji hallerine ve frekanslarına geri yuvarlanır.


Bugün Dünya'da bazı insanlar başkalarıyla ilişki kurmanın gerçekten gerekli olmadığına, bu olumlu etkileşim ve ilişkilerin atlanabileceğine inanmaktadırlar. Bu yanlıştır. Gerekli olan şey, başkalarıyla kendi deneyiminizi ihtiyaçlarınızı ve arzularınızı doğrulukla, ancak incitmeden, sevgiyle iletecek biçimde açık ve dürüst bir iletişim kurmaktır.
Bilincin kendini ilişkiler yoluyla ifade etme biçimi insanın kendi gelişmemiş yanlarını gösteren güçlü bir aynaya sahip olmasını sağlar. İnsanın başkalarıyla ilişki kurmadan, belirli bir farkındalık ve şefkat düzeyine eriştiğine dair kendini kandırması kolaydır. Kişi ilişkiler kurmaya başladığında, kendine karşı dürüstse ve kendinin farkındaysa, o zaman sevecen ve şefkatli olmayan yanlarını açıkça görecektir. Neden? Çünkü diğer kişi ya da kişiler bizi sinirlendirip kızdıracaklardır. Bu yüzden ilişkiler sürtüşme, rahatsızlık, hatta acı yaratabilirler. Bundan dolayı, çoğu insan kendini duygusal bakımdan tamamen bırakarak, kendi doğrularını söylemeyerek, gerçek niyetlerini kendinden ve başkalarından gizleyerek bu rahatsız edici durumlardan kaçınır. O zaman farkındalık bir kristal gibi temiz ve berrak olacağına, tersine bulanıklaşır. 
Çözüm: Başkalarıyla ilişkilerinizde, önce kendi ihtiyaçlarınızı ve arzularınızı doğruluk ve dürüstlükle saptamaya ve sonra bunları insanlara açık biçimde iletmeye çalışın. 
Yükseliş piramidinin ikinci temel noktasının gereğini yerine getirirsek, piramit de daha sağlam ve dengeli hale gelir.Bu da piramidin tepesine doğru tırmanmamıza destek olur.
Piramidin üçüncü temel noktası, Dünya'da zamanımızı nasıl geçirdiğimizle -işimiz, başkalarına hizmetimiz- ilgilidir. Çoğu insan için bu meslektir. Başka yaptığımız şeyleri de kapsayabilir. Bu, dünyayla nasıl meşgul olduğumuzu, onunla nasıl buluştuğumuzu, dünyaya ne verdiğimizi kapsar. İşimiz ya da hizmetimiz gerçek benliğimizi ifade etme biçimimizdir. Meşgul olduğumuz iş sevgimizi, farkındalığımızı, bilincimizi, ustalığımızı tezahür ettirme yoludur. Kişisel ifademize, berrak olmayan yanlarımıza aynalık eder.
Eğer yaptığımız iş bize doyum vermiyorsa, yaratıcılık ve sevgimizi ifade ederek dünyayla meşgul olma yolumuz bizi mutlu etmiyorsa, o zaman o alemdeki niyetlerimizi açıklığa kavuşturmamız gerekir. Sorun yaptığımız iş değildir, Sorun iş ya da hizmet denen enerji kullanımı yoluyla dünyayla nasıl meşgul olduğumuz ya da meşgul olmaya direndiğimizdir.
Piramidin dördüncü ve son temel unsuru insanın ana unsurlarla, yani kutsal dörtlü ile olan bilinçli ilişkisidir. Yer  küreyi oluşturan ana unsurlar toprak, ateş, hava ve sudur. Burada sözü edilen fiziksel unsurların mecazi olarak süptil halleridir, kimyasal yapıları değil. 
Çevremizde ve içimizde devinim halinde olan hava unsuru bilinçlidir. Soluduğumuz hava, içinde hareket ettiğimiz uzay bilinçli bir varlıktır. Bizi besleyip destekleyen ve gerçekte bedenimizi oluşturan toprak unsuru bilinçlidir. Dünyanın suları, bulutlar halinde gökyüzünde süzülen sular ve bedenimizdeki sular bilinçlidir. Ateş unsuru da bilinçlidir. 
Toprak, ateş, su ve hava denen dört engin varlık bir araya gelerek, bizim fiziksel bir bedene sahip olmamızı sağlamışlardır. Bu, geldiğimiz alemden daha yoğun bir dünyayı deneyimlemek için bize karşılıksız verilmiş birer armağandır. Bu bilinçli varlıklar, bizim burada varolabilmemiz için duyulan yaratıcı arzu ile karşılıklı işbirliği içinde çalışmasalardı, bu üç boyutlu katta bir tekamül mümkün olmazdı. Aslında fiziksel bir boyut da mümkün olmazdı. 
Bu varlıklarla şükran dolu bir ilişki oluşturmak, Yaradanın yerel bir düzeydeki enerjisinin daha kozmik ve evrensel bir anlayışını yaratmaya başlar. İnsan, dünyamızın var olmasını sağlayan bu varlıkların kutsallığını görüp kabul ederse, yaşadığı o dünyaya kötü davranıp zarar veremez. Bu ana unsurların sevgisi, şefkati ve hizmeti sayesinde tekamül edebiliriz. Çünkü onlar da tüm varlıklar gibi dört esaslı bir denge piramidine sahiptirler. Onların çalışması ve hizmeti, bu aleme bir varoluş sürekliliği sağlamaktır. Böylece kimyasal ana unsurlar dengeli olabilir ve fiziksel dünya varlığını sürdürebilir. 
(Devam edecek)
Kaynak: Tom Kenyon ve Virginia Essene (Çeviren, Semra Ayanbaşı), Hathor Bilgileri- Yükselmiş Bir Uygarlıktan Mesajlar, Akaşa Yayınları, İstanbul, 1999.
Yükseliş Rehberi 3
Fiziksel beden ve enerji bedenlerin dengelenmesi: Fiziksel Beden

Ruhumuzun ve bilincimizin evi, mekanı fiziksel bedenimizdir. Bedenin güçlü, sağlıklı ve yüksek yaşam enerjisine sahip olması çok önemlidir. Bedenin sağlığını belirleyen iki temel faktör vardır. Biri beslenme, diğeri de düşüncelerin ve duyguların etkisi. Tıp bilimi yakın zamana kadar insan sağlığı üzerinde beslenmenin ve duyguların etkisini görmezden gelmiş, daha çok sistem bozulduktan sonra düzeltmeye odaklanmıştır.  Günümüzde de modern tıp açısından çok büyük değişiklik olmamakla birlikte-ki beslenme ve duyguların etkisi kısmen kabul edilmiştir- sağlık ve iyileşme alanında tamamlayıcı pek çok anlayış ve yöntem ortaya çıkmıştır.

Bugün bilinç düzeyi yükselmiş olan pek çok insan doğal beslenme ve hareket etmenin öneminin farkındadır ve bu ilkeleri yaşamına geçirmeye çalışmaktadır. Ancak yıllar boyunca insanlara empoze edilen yaşam tarzları ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle insanlar bedenlerinin sesini duyamaz olmuşlardır. Örneğin, ağrılar bedenin bilgilendirme çabası değil de, giderilmesi gereken bir sıkıntı kaynağı olarak görülmüş; bedenin belirli yiyeceklere karşı istekleri bilimin beslenme önerileri ile duymazdan gelinerek kesilmiştir. Sonunda bedenin kendini ifade etme yolları kapanmış ve hastalıklar biçiminde kendini gösteren ifade yolları ortaya çıkmıştır. Ağrıyı uyaran bir konuşma olarak nitelendirirsek, bir tümör haykıran bir çığlıktır herhalde. Bu durumda bile insanlar çoğu zaman bu haykırışları duymamaktadırlar.

Kendi doğal durumuyla sağlıklı bir beden için yapılabilecekler: 
  1. Bedeninizin sesini yeniden kazanın. Derin bir içsel odaklanmayla yeniden kazanabileceğiniz bu sese göre yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarınızı gözden geçirerek düzenleyin.
  2. Bedeninizin yapısını ve özelliklerini keşfedin. Çin Tıbbının “Beş Element Teorisi” ve Hint Tıbbının “Ayurveda-Dosha” kavramları işe yarar çerçeveler sağlar.
  3. Yediklerinizin organik ve taze olması için çaba gösterin. Olabildiğince makrobiyotik bir beslenme tarzı benimseyin. 
Modern bir toplumda bunu yapmak o kadar kolay bir iş değildir. Bununla birlikte yapılabilecek bazı şeyler de vardır. Bunlardan birisi Makrobiyotik beslenmedir. Makrobiyotik beslenme, insanların beslenme alışkanlıklarında ciddi bir değişim yapmalarını gerektirir.

Naturopat hekim Dr. Hazel Parcelles gıdaları enerjilerine göre iki gruba ayırır: yin ya da dişil enerjiler içerenler ve yang ya da eril enerjiler içerenler. Bir dereceye kadar yang ve yin içeren tüm besinler, nötr olanlar ortada kalacak şekilde bir çizgi üzerinde gösterilebilir. Makrobiyotiğe göre, bizler taşıdıkları enerjiye bağlı olarak bu besin tiplerinden belirli bir karışımı tüketmemiz gerekiyor. Bu karışım yaşadığımız yere ve mevsime göre değişir.

103 yaşında hala şifacılığını sürdüren Parcelles, yaşamı destekleyen ya da güçlendiren enerji alanlarına sahip olup olmadıklarını belirlemek için gıdalardaki yaşam enerjilerini ölçme alanında öncülük etmiştir (enerji oranı atım frekansları anlamına gelir). Gıdalardaki yaşam enerjisi oranlarını sarkaçla ölçmek için bir yöntem geliştirdi. Eğer herhangi bir gıda yaşamı destekleyen ya da güçlendiren oranın altında ölçülürse yenmemeliydi. Eğer yenirse, bu besin enerjiyi sistemin dışına çıkarmaktadır.

Parcelles’e göre besinlerdeki yaşam enerjisi oranlarını azaltan başlıca iki şey vardır: Birincisi tarım ilaçları ve asit yağmuru gibi etkenlerden kaynaklanan kirlenmedir. Besinlerin sağlıklı olabilmeleri için en azından insan enerji alanı atım oranı kadar yüksek bir aurik atım oranına sahip olmalıdırlar. Taze, doğal yollardan yetiştirilmiş besinler tarım ilaçlarıyla kirletilmiş olanlardan her zaman daha yüksek enerjiye sahiptir.

Dr. Patrick ve Dr. Gael Crystal Flanagan uun yıllar yüksek güçlü karanlık alan mikroskobuyla besinlerin kan üzerindeki etkilerini gözlemlemişler. Organik ve çiğ meyve ve sebzelerin kanı derhal ve pozitif şekilde etkilediğini bulmuşlardır. Buna karşılık zehirlerin ve kirletici maddelerin besinlerdeki potansiyeli yok etme eğilim gösterdikleri ve bedenin beslenme ihtiyaçları bakımından kullanılamaz hale getirdiklerini bulmuşlardır. 

Buna göre;
  1.  Tarım ilaçları ürünün titreşimsel oranını hayatı sürdüren oranların altına indirmekle kalmaz, ürünün enerji örüntüsünü de bozar, doğasını değiştirir.
  2. Süt ve süt ürünlerinde, patates cipsinde, işlenmiş besinler ve etlerde bulunan doymuş yağlar kanın kümelenmesine ve yapışkanlaşmasına neden olur.
  3. Alüminyum tenceler, antasitler, kabartma tozu ve deodorant gibi alüminyum içeren ürünler biyolojik kolloidal (jelatinimsi) sisitmenin dengesi bakımından tahrip edicidir.
Parcelles gıdaların üzerindeki tarım ilaçlarının zehirlerin negatif etkilerinden arınmaları için bir formül geliştirmiştir. Formül oldukça basittir, ancak sebzeler, meyveler, öğütülmemiş tahıllar ve çiğ yumurtada işe yaramaktadır. Et, tavuk, işlenmiş besinler, öğütülmüş tahıllar ve süt ürünleri gibi enerji alanı bütün olmayan besinlerde işe yaramamaktadır.

Bir leğene ya da mutfak lavabosuna soğuk su doldurun. Bir fincan dolusu ağartıcı koyun (parfümlü olmayacak). Aldığınız tüm bahçe ürünlerini ve yumurtaları 20 dakika boyunca bu suyun içinde bırakın. Yirmi dakika sonra soğuk suyla durulayın. Sonra her zamanki gibi buzdolabına yerleştirin.

Besinlerin enerjilerini kaybetmelerinin ikinci nedeni ise bozulmadır. Besinler bozulurken frekans oranlarını kaybederler. Eğer bu besinleri yerseniz sizin de enerji alanınızdaki titreşim oranını düşüreceklerdir. Alanınız da düşen frekansı kapatmak için sindirim organları gibi başka bir kaynaktan enerji çekecek ya da bunu atık enerji olarak kenara atacaktır. Besinleri aşırı pişirmek de onların yaşam enerjisini azaltmaktadır. Hafifçe buharda pişirilmiş sebzeler yemek, çok pişmiş olanları yemekten daha iyidir.

Etler için enerji alanını düşüren başka bir faktör daha vardır. Hayvanlar korku içindeyken kesildiklerinde, auraları korkunun enerji düzenlenişine sahip olur. Sivri uçları olan gri-beyaz dehşet aurası bu hayvanın etini yiyen insana geçer.

Son bir konu vitamin ve mineral tabletleridir. Bunlar enerji alanınızın ihtiyacı olan ve doğal vitamin ve minerallerde bulunan enerji alanına sahip değildirler. Bu nedenle enerji alanının ihtiyaçlarını karşılamazlar. İlaçlar enerji alanı düşünülerek hazırlanmazlar. Birçoğunun alan üzerinde negatif etkileri vardır. Sağlığı sürdürmek için gereken normal titreşim düzeylerini alçaltır ya da değiştirirler.

(Ayurveda ve Beş Element Teorisi ile devam edecek)
Makrobiyotik beslenme konusundaki bilgiler için Barbara Brennan, Işığın Doğuşu, Meta Yayınları, İstanbul, 2003, s. 149-162’den yararlanılmıştır.

17 Şubat 2012 Cuma


KAPİTALİZM VE ŞİRKETLERİN ÇIKARLARI ÇARPIŞTIĞI ZAMAN

JOHN KAY

Adam Smith kurulmuş bir işletmenin yararına olan politikalar ile serbest ticaretin yararına olan politikalar arasındaki farkı anlamıştı. “herhangi bir ticari daldaki aktörlerin ya da üreticilerin çıkarı her zaman bazı açılardan farklıdır, hatta kamunun çıkarlarına karşıt bile olabilir” diye yazdı. İşletmelerden gelen bazı önerilerin yalnızca vicdanlı değil, aynı zamanda çok şüpheci bir bakışla uzun bir süre dikkatle incelendikten sonra, uygulanmasının asla gerekli olmadığını gözlemeye devam etti. Bugün bilişim ve iletişim teknolojisi Microsoft ve Intel, Apple, Amazon ve Google’ın hakimiyetindedir. Bunların en eskisi olan Intel, 1968’de kurulmuştur; o zamanda İngiltere hükümeti dünya pazarlarında rekabet edebilecek ulusal bir şampiyon yaratmak için elektrik şirketlerinin bilgisayar bölümünün bir ortaklığını desteklemiştir. Her büyük Avrupa ülkesi aynı ırktan bir yarışmacı koydu. Onların hepsi ilan etmeden çöktü ve böylece IBM’i yaptılar. İçerik kraldı, dediler ki: dijital yayın yapma Time Warner, EMI ya da Colombia Picture’un değil, Apple ve Amazon’un hakimiyetinde olacaktır. Hızlı yenilikler pazara girişle birlikte her yere yayıldı. İnsanlar daha 10 yıl geçmesini beklemeden, MySpace’in yerini Facebook’un alması gibi, Yahoo ve AOL’un pozisyonunu Google doldurdu. Sirius’a (kullandığım ilk kişisel bilgisayarı yapan Exxon’un alt kuruluşu) ya da CompuServe’ye (iletişimlerini sağlayan) ne oldu?

Joseph Schumpeter “yaratıcı yıkım” terimini Pazar ekonomisinin dinamiklerine uyguladı. Yalnızca yeni teknoloji eskisinin yerini almadı: yeni şirketler de eskilerin yerini aldılar. Yenilik çoğunlukla, sınırsız başarı deneyimleriyle meşgul olan mevcut işletmelerin dışındaki girişimcilerden gelir. Çoğu başarısız olur, ancak hepsi değil. Bill Gates, Andy Grove, Jeff Bezos ve Steve Jobs nitelikli kişilerdir, ancak bunların çoğu şanslı insanlardı.

Filler dans edebilirler, ancak nadiren çok iyi dansederler. Exxon küçük bilgisayarlarda çeşitlendirmeyi çok biçimsiz şekilde yaptı. Kişisel bilgisayarlar -ve her zaman her yerde olmalarına imkân veren grafik kullanıcı arayüzü- Xerox Parc’ta başlatıldı. Ancak bu buluşlar ticari olarak başarılı olamadı.

Mevcut firmalar, çok sıklıkla pazarını ve politik gücünü değişime direnmek için kullanarak tepki verirler. Bu taktik müzik yayıncıları için başarısız olmuştur, ancak her zaman başarısızlığa uğramaz: devlet destekli dinozorların bankacılık sistemini kontrollerini nasıl sağlamlaştırdıklarını görün, ya da kullandığımız arabaları bir yüzyılda nasıl kademeli olarak değiştirdiklerini gözleyin. İnternet ortaya çıktı, çünkü teknoloji US Telekom serbestliklerinin AT&T’yi parçaladığı ve politikadaki değişikliklerden önce hâkimiyeti yeniden kazanmak için üç bölgede hâkim operatörlere izin verildiği küçük bir müdahaleyle doğdu.

Ancak en çok aydınlatan hikâye IBM’inkidir. 1970’lerde kişisel bilgisayarlar, mevcut işlerine bir tehdit olarak algılanan şirket bürokrasisindeki saplandı. Her dilde PC terimiyle anılan bilgisayar kendi meslektaşlarıyla iş yapmaktan kaçınmak için, Microsoft’tan yazılımı ve İntel’den cipleri alan bir dış takımla tasarlandı. Bu mühendisler dünyayı değiştirdiler. Süreçte, onlar onlara böyle yapma özgürlüğü veren şirketi ortadan kaldırdılar.

Marksistler ne kadar kapitalizmi küçümsedilerse, Schumpeter de o kadar kapitalizmi alkışladı. Ancak, Marksistlerin yaratıcı yıkımın kapitalizmin ortasında olduğu ve bunun kaçınılmaz sonucunun kapitalizmin yok oluşu olduğu inancını da paylaştı. Schumpeter kapitalizmin çok başarılı olmasının, kapitalizmin başarısının kalbinde olan yenilik sürecine direnmek için kemikleşmiş çıkarları güçlendirmesinden korktu. Mitt Romney Pazar ekonomisindeki yaratıcı yıkımın rolünü vurgulamakta haklıydı, ancak bu onun finansal destekçilerinin zihninde olan Pazar ekonomisi değildir.

Ve belki de schumpeter de haklıydı. Geleceği gören, alaycı Adam Smith hala bir Ülkelerin Zenginliği’nin maus’un tıklamasıyla dünyayı dijital olarak dolaştığı bir dünyayı hayal etmemişti. Ne de lobicilere para ödeyerek düzenlemelerin şekillendiği bir dünyayı hayal etmişti.

31 Ocak 2012 Salı

Evrensel Uygarlığa Geçişte Ekonomik Çözüm Stratejileri

EKONOMİK ÇÖZÜM STRATEJİLERİ
En bilgili uzmanlar bile ekonomik krizlerin nasıl çözüleceği konusunda anlaşamazlar. Bununla birlikte, mevcut ekonomimize ciddi alternatifler konusunda kayda değer bir tartışmanın olmadığı da açıktır. Biz alışılmış tartışmaların ötesine geçmek ve problemin kökünden çözecek devrimci olasılıkları açıklamak istiyoruz.

Araştırmalarınız ve bilgilerimiz doğrudan küresel bir merkez bankacılığı sisteminin- ABD’de Federal Reserve Bank - dünyanın her yerindeki insanların yaşadıkları acı ve sıkıntıları yaratmada önemli bir role sahip olduğunu gösterir. Güçlü elit bankacılar herhangi bir sektörden daha fazla etki kullanarak, hükümetlerimizi tam anlamıyla ele geçirdiler. Son ekonomik çöküşte bunu gördük ve yaşadık-problemi yaratan Wall Street bankerleri vergi ödemekten kurtuldular ve nihayetinde daha fazla güç kazandılar. Açık olarak, bankaları batmasına izin vermeyecek kadar büyük, hatta daha büyük hale getirme etkili bir strateji ya da çözüm değildir. Daha çok herkesi gelecekte daha kırılgan/dayanıksız hale getirir ve bankalara hükümetler ve bizler üzerinde daha fazla kontrole sahip olmalarına neden olur.

Aşağıdaki çözümler tipik kestirme çözüm yaklaşımlarından ayrılır ve bankerlerin gücünü azaltmayı ve herkese bolluk için fazla fırsat vermeyi amaçlar. “özgürlük bakış açısı”nın öz ahlakını temel alır ve üç aşamada sıralanır:

Aşama 1-Mevcut Sistemi Yeniden Biçimlendirmek (reform): Ekonomik sisteme saydamlık ve hesap verebilirlik getirir. Bu Federal Reserve’nin ortadan kaldırılmasını, Kongreye para basma kapasitesinin yeniden canlandırmayı, borçları parasallaştırmayı ve Dünya Bankası, IMF ve Uluslararası Mahsup Bankası gibi zararlı uluslararası bankacılık kuruluşlarından desteği çekmeyi kapsar.

Aşama 2- Hükümet Kontrolünü Sınırlamak: Günlük faaliyetlerimize hükümet müdahalesini azaltmak ve insanların kendi para birimini, bankacılık sistemlerini ve sürdürülebilir yerel ekonomilerini yaratmaları için insanlara yetki vermek. Bu hükümet desteklerinin ortadan kaldırılmasını, diğer para birimlerinin rekabet etmesine imkân vermek için koruyucu yasaları yürürlükten kaldırmayı, yetkilendirme programlarını kaldırma ve vergileri sınırlamayı kapsar.

Aşama 3- Gönüllü İşbirliği: Aşama 1 ve 2’ den kazanılan kişisel gücün ve zenginliğin gönülsüz hükümeti ortadan kaldırmak ve diğerini korumak için insanlara yetki vermek amacıyla kullanımı. Bu tam olarak pazarı açmayı ve insanların zorlayıcı olmayan yönetim ve ekonomik sistemi yaygınlaştırmalarına fırsat vermeyi kapsar.

Aşama 1- Reform
Aşama 1, Merkez Bankacılığını yeniden düzenlemek ve ekonomiyi bankerler için değil, insanlar için çalıştırmayı kapsar. Bunu gerçekleştirmek amacıyla, Federal Reserve’nin kapatılmasını ve geçici olarak onun yetkilerinin Kongreye verilmesini öneriyoruz. Bu Washington’un özel çıkarlardan sakınmak ve politikacıların insanları temsil ettiklerinden emin olmak için finans reform hareketiyle aynı zamana denk gelmelidir. Aşama 1 deki reformlar borçları parasallaştırmayı (para basarak borçları kapatma) ve zararlı uluslararası bankacılık kuruluşlarını feshetmeyi de kapsar. Bunların tümünü daha ayrıntılı olarak aşağıda görebilirsiniz.

Federal Reserve’yi Ortadan Kaldırmak
Federal Reserve’yi ortadan kaldırma muhtemelen uygulamalarına karşı kitlesel hareketleri ve başarısızlıklarını ortaya çıkaran bir eğitim kampanyasını gerektirecektir. Federal Reserve’i zilemek ve son vermek için önemli kitlesel eylemlere katılmak için buradan kaydolabilirsiniz. Baskı arttıkça, yumuşak geçişi sağlamak için uygun bir strateji olmalıdır ki, ekonomik kaosla sonuçlanmasın. Bunun için, geçici olarak Federal Reserve’nin yetkilerini Kongreye kaydırmayı öneriyoruz.

Uzun dönemde daha fazla hükümet yetkisini desteklemememize rağmen, merkez bankacılığı sistemini lağvedip, yeni alternatifleri açıklayana kadar, ekonomik fonksiyonları hükümete yüklemek zorunlu görünüyor. Tüm ekonomik kararları erişilebilir ve kamuya açık hale getirmek kesinlikle önemlidir. Televizyonda yayınlanmış duruşmalar, ve tartışmalar-CSPAN’a (Cable-Satellite Public Affairs Network-Kablo-Uydu Kamusal İşler Ağı) benzer şekilde- daha fazla kamu etkileşimi ve hesap verebilirliği kolaylaştırabilir.

Yeni hükümet fonksiyonları muhtemelen Federal, devlet ve/ya da kent düzeylerinde düşük ya da sabit faiz oranlarında para basmayı ve borç vermeyi kapsar. Geçmişte başarılı olan ve bugün işleyecek olan birini izleyebiliriz. Örneğin, Kuzey Dakota şu anda ekonomik krizin ortasında kaynak fazlasını korumak için yönetilen bir devlet bankasına sahiptir. 2008’de ülkenin bir kısmı iflasın eşiğindeyken, Kuzey Dakota 1.2 milyar dolar kaynak fazlasına sahipti.

IMF, Dünya Bankası ve Uluslar arası Mahsup Bankasından Desteği Kesmek
Bu uluslar arası bankacılık üçlüsü dünyaya zarar vermektedir. Bunlar ülkeleri iflas ettirir, astronomik faiz oranları uygular, adil olmayan borç koşulları gerektirir ve ülkelerin vatandaşlarından çok Çok Uluslu şirketlere yarar sağlayan kalkınma stratejileri yaratırlar.

Uluslar arası Para Fonu (IMF): IMF gelişmekte olan ya da sıkıntıları olan ülkelere “son kredi mercii” in bir türü olarak hizmet eder. Amacını “yoksulluğu azaltmak” olarak ifade etmesine rağmen, tüm krediler ekonomilerin zayıflaması, hükümetlerin ve insanların borca batması, ve pazarları ulus aşırı şirketlerin talan etmesine açmayla sonuçlanan katı koşullar ve düzenlemelerle sonuçlanır (Bu sistemin nasıl çalıştığı hakkında daha fazla şey öğrenmek için Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları adlı kitabın yazarı John Perkins’in videosunu izleyin: http://www.youtube.com/watch?v=29GhXsx7-Rs&feature=related)

Dünya Bankası: Dünya bankası 184 ülkeyi temsil etmesine rağmen, kendi çıkarlarını ön plana çıkaran en güçlü ülkelerin küçük bir grubu tarafından yönetilir. Dünya Bankasının başkanı, örneğin, ABD’nin başkanı tarafından atanır ve he zaman bir ABD vatandaşı olmuştur. IMF gibi, Dünya Bankası da paranın nasıl harcanacağı konusunda kısıtlamalara yer veren Yapısal Uyarlama Kredileri ile sonuçlanır. Örneğin, bir Dünya Bankası kredisi ulus aşırı şirketlere yarar sağlayan ve insanların haklarını baltalayan su kaynaklarının özelleştirilmesini gerektirebilir. Bu şekilde Dünya Bankası kendine yarar sağlamak için gelişmekte olan dünyadaki büyümeyi yönlendirebilir ve kontrol edebilir.

Uluslar arası Mahsup Bankası: Rothschild tarafından kurulan Uluslar arası Mahsup Bankası “merkez bankaları için bir banka” olarak hizmet verir. 55 merkez bankası üyeye sahiptir, ancak asıl ABD, İngiltere, Almanya, İsviçre, İtalya ve Japonya’dan bankerler tarafından yönetilir. IMF ve Dünya Bankasından farklı olarak, daha az saydamlıkla çalışır ve ulusal hükümetlere hesap vermez. Bununla birlikte, sermaye gereksinmelerini ve reserve-yedek kontrollerini oluşturarak küresel finansal sistem üzerinde önemli bir kontrole sahiptir.Deliller 1980’lerin sonunda Japonya’nın ekonomik durgunluğunda önemli bir rol oynadığını ve yakın zamanlarda, Kasım 2007’deki kolayca satılabilir menkul kıymetlerinin değerini ayarlamak için bankaları gerekil kılan Basel II anlaşmasını zorlayarak ABD’deki finansal iflasa katkı sağladığını gösterir. Uluslar arası Mahsup Bankası içindeki özel şahıslar kamu denetimi olmaksızın kilit ekonomik kararları almaktadırlar. Bu sona ermek zorunda! Daha fazla şey öğrenmek için Ellen Brown’ın makalesi The Tower of Basel’i inceleyin.

Uluslar arası Vergileri Reddetmek
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslar arası örgütler küresel bir vergi sistemi kurmaya yardım eden politikaları öne sürmektedirler. Emisyonun üst sınırı ve ticareti yalnızca bir örnektir. Bu gücü daha da fazla sağlamlaştırır. Bunu desteklemeyin.

Borçları Para Basarak Ödeme
Federal Reserve yerine hükümetin yasal para birimini ihraç etmesiyle, ulusal borçları azaltabiliriz. Ulusal borçlar menkul kıymetlerden oluşur: kağıt paralar, senetler ve bonolar. ABD hükümeti onları tedavülden(kullanımdan) kaldırmak ve menkul kıymetleri geri satın almak için yeni resmi para birimini tedavüle çıkarabilir. Menkul kıymetler nakit gibi işlem gördüğü için, bu para arzını artırmaz ve enflasyona neden olmaz. Bunun yerine borçları hemen ortadan kaldırabilir ve vergi verenler artık bunun için faiz ödemek zorunda olmazlar.

Eğer bu kadar basit ise, sorabilirsiniz, niçin şimdi bunu yapmıyoruz? Çünkü Federal Reserve şu an parayı tedavüle çıkarma yetkisine sahiptir. Federal Reserve menkul kıymetleri satın aldığı zaman, onları atıl bırakır. Menkul kıymetler yeni borçlarda değerlerinden kat kat fazla ihraç edilmek için çok fazla birçok defalar “yedekte” tutulurlar. Bu da enflasyonu sürekli yükseltme problemini yoğunlaştırır. Eğer Federal Reserve ortadan lağvedilirse ve yetkisi Kongreye verilirse, o zaman borçları kolayca ortadan kaldırabiliriz.

Devam Edecek
Çeviri: BDost
Kaynak: www.thrivemovement.com