24 Eylül 2012 Pazartesi


Çevrenizle özdeşleşme ya da kalp tarafından içtekini dönüştürmeyi seçme arasında bilinçliliğin 10 düzeyi vardır.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, ister zengin ya da yoksul, barışçıl ya da savaşçıl, merhametsiz ya da sevgi dolu olsun, çevrenizle tam olarak özdeşleşirsiniz.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde sosyal ve fiziksel çevrelerinizi oldukları gibi kabul edersiniz: onların değerlerini içselleştirirsiniz ve onlar olursunuz.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, eğer zenginseniz, kendinizi ücretiniz, net değeriniz, varlığınız ve zengin arkadaşlarınızla tanımlarsınız.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, eğer barışçıl bir çevrede yaşıyorsanız, tanıdığınız herkesin bolluk ve barış içinde yaşadığına inanırsınız.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, eğer bir savaş bölgesinde yaşıyorsanız, yaşamak ya da ölmek için diğer insanlara sürekli ateş etmeniz gerektiğine inanırsınız.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, eğer size sevgi, destek ve ilgi gösteren ebeveynler/arkadaşlarla büyürseniz, diğerlerine de sevgi verirsiniz.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, içinizde orijinal düşünceler ya da yaratıcılık yoktur, çünkü toplumunuzun tam bir yansıması olursunuz.

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, farklı ilkeler altında işleyen değişik çevrelere uyum sağlayamazsınız. Çünkü sınırlı olursunuz!

Bilinçliliğin ilk düzeyinde, hayalleri olanların ve idealistlerin, değişimi savunan ve gerçekleştirenlerin realitedeki hakimiyetlerini kaybetmiş olan aptallar olarak düşünürsünüz.

Realitenin farkına vardığınız zaman, bilinçliliğin birinci düzeyinden ikinci düzeyine geçersiniz.

İçselleştirdiğiniz fiziksel ve sosyal realitenin gerçek olmadığını farkettiğiniz zaman, bilinçliliğin ikinci düzeyine girmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin ikinci düzeyine girdiğiniz zaman, etrafınızda insanların olmasını düşünmek yerine, yalnız olmaya çekilmenizden dolayı şaşırırsınız.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, fiziksel çevrenizin %90’ıyla kendinizi özdeşleştirirsiniz ve bir içsel çevreniz olduğunun da farkında olursunuz.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, kendinizi ailenizle, arkadaşlarınızla, işinizle, ve sahip olduklarınızla tanımlarsınız, ancak yaratıcılığınızı görür gibi olursunuz.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, paranın ve alışverişin sizi mutlu etmediğini, ancak şimdi sizi heyecanlandırdığını görerek şaşırırsınız.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, eğer bir gün işinizi ve işiniz yoluyla kazandığınız paranızı kaybederseniz, herşeyin yolunda olduğunu farkederek şok geçirirsiniz.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, kendinizi her zaman işiniz hakkında konuşmaktansa, çok çeşitli insanları dinlemeyi isterken bulursunuz.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, büyük bir evin boş bir ev olduğunu, pek çok ödülün anlamsız ünvanlar olduğunu farketmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, seksin sevgi olmadığını, para ve gücün etkilemediğini, işinizin gerçek kimliğiniz olmadığını farkedersiniz.

Bilinçliliğin ikinci düzeyinde, bir seçimle karşı karşıya kalırsınız: geçici fiziksel ve sosyal yanılsamaları bozmak ya da onları içinizde dönüştürmek!

İnsanlar bilinçliliğin ikinci düzeyine eriştikleri zaman, onların bazıları işlerini sonlandırır, evlerini satar, eşlerini boşar ve Gerçeği aramaya başlar.

İnsanlar bilinçliliğin ikinci düzeyine eriştikleri zaman, onlardan bazıları mevcut fiziksel realitelerini kabul eder ve onu ruhsal temellere oturtur!

Zihninizi ve kalbinizi geliştirmek için zaman ayırmaya karar verdiğiniz zaman bilinçliliğin ikinci düzeyinden üçüncü düzeyine geçersiniz.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, kendinizi fiziksel çevrenizle %80 özdeşleştirirsiniz ve kendiniz için düşünmeye ve hissetmeye, kalbinizi yaratmaya başlarsınız!

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, bedeninizdeki, kalbinizdeki ve zihninizdeki enerjilere çok duyarlı olursunuz. Onları beslemeye, geliştirmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, çığlık atmak, neşeyi hissetmek, acıyı deneyimlemek, yabancı düşüncelerle eğlenmek ve yaşamın tüm güzelliğini görmek için kendinizi izin verirsiniz.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, sanatsal duyarlılığınızı, empatinizi ve ruhsal bağlantılar kurma ihtiyacınızı geliştirmeye başlarsınız!

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, zamanınızı ve enerjinizi yaşamın farklı yönlerini açıklamaya harcamaya başlarsınız: yersiniz ve düşünürsünüz.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde fiziksel iştahınızı, seksüel enerjinizi, yaratıcılığınızı ve sezgilerinizi ortaya koymaya başlarsınız.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde insanların mutlu ya da üzgün oldukları zamanı hissedebilirsiniz: onları teselli edebilir ve iletişim yoluyla onlarla ilişki kurabilirsiniz.

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, zihninizde yaşayan, çok iyi eğitilmiş bir işgören olmaktan, kalpte yaşamakta olan bir insan olmaya doğru değişirsiniz!

Bilinçliliğin üçüncü düzeyinde, etrafınızdaki insanlara ve olaylara tepki vermeyi durdurursunuz. Bunun yerine kendi değerlerinize ve idealarınıza dayalı olarak davranmaya başlarsınız.

Yaşamı etkilediğiniz görmeye başladığınız zaman, bilinçliliğin üçüncü düzeyinden dördüncü düzeyine geçiş yaparsınız!

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, çevrenizle %70 özdeşleşirsiniz ve benzersiz Ruhunuza daha çok odaklanmaya, kim olduğunuzu değiştirmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde olmuş olduğunuz ya da şimdi olduğunuz kişinin türüne bakmaksızın hangi türde kişi olmak istediğinize karar verirsiniz.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde yaşam tarzınızın ne olacağına, hangi türde arkadaşlara sahip olacağınıza ve hangi kaynakları kullanacağınıza karar verirsiniz.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, olmak istediğiniz kişiye uymak için düşüncelerinizi ve duygularınızı değiştirirsiniz: Duyarlı ve nazik olmayı denersiniz.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde bilinçliliğin ikincisini hesaba katarsınız, çünkü sahip olduğunuz her düşünce kim olduğunuzu tanımlar.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, sistematik olarak kendi düşüncelerinizi, sağlıklı olanları vurgulayarak ve kalanları eleyerek incelersiniz.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, tamamen size neşe verenleri hissederek ve size üzüntü verenleri eleyerek duygularınızı incelersiniz.

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, sadece sizi sağlıklı kılan yiyecekleri yemeyi seçerek, kalanları diyetinizden çıkararak bedeninizi hissedersiniz!

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde, günlük rutinlerinize bakarsınız: sizi mutlu eden rutinleri korursunuz ve mutlu etmeyen rutinleri değiştirirsiniz!

Bilinçliliğin dördüncü düzeyinde alışkanlıklarınızı incelersiniz: iyi olanları sürdürürsünüz ve kendini yargılamaktan kaçınmak için kötü alışkanlıkları yaşamınızdan çıkarırsınız.

Kendi içinizdeki ruhsal benliğinizi keşfederek bilinçliliğin dördüncü düzeyinden beşinci düzeyine geçiş yaparsınız!

Sağlığınızı ve dengenizi başarılı bir şekilde sürdürdüğünüz zaman, bilinçliliğin beşinci düzeyine girersiniz. Şimdi bol sevgi, enerji ve idealara sahipsiniz!

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde fiziksel çevrenizle %60 özdeşleşirsiniz ve gerçek ruh benliğinizle daha fazla zaman geçirmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, beşinci boyuta girmiş oldunuz: noktadan çizgiye, nesneye, zamanda olmaya, olmaya genişlemiş oldunuz.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde diğer insanlar için yaşamaktan vazgeçersiniz ve kendiniz için yaşamaya başlarsınız: ruhunuza dayalı hizmet sunarsınız.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, boş zamanınızın çoğunu meditasyon yapmaya, dua etmeye, şarkı söylemeye, rahatlamaya, sevmeye, korumaya, keyif almaya, şükretmeye harcarız.
Bilinçliliğin beşinci düzeyinde yaşamak için kendinizi zorlamak yerine yaşamayı seçtiniz. Eğer bir işe sahipseniz, yenilenmiş bir amaç duygusuna sahip olursunuz!

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, insanlarla uyum sağlarsınız, böylece gerçek, Yüksek Benliğiniz daha fazla, diğer benlikleriniz daha az olabilir.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, size para kazandıracak her işi yapmayı durdurursunuz ve sadece ruhsallığınıza uyan işleri yapmaya başlarsınız.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, sevginizi ve enerjinizi diğer insanların yaşamlarında hergün somut bir fark yaratmaya kullanırsınız!

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde ruhsal varlığınızı fiziksel değişikliklere ve sevginizi ilişkilere dönüştürmek için fikirler yaratırsınız.

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde, sevgi dolu enerjinizi ve doğal yaratıcılığınızı genişleten insanlarla bir arada olmaktan en büyük keyfi alırsınız!

Bilinçliliğin beşinci düzeyinde gerçeğinizi, Yüksek Benliğinizi tanımaya, daha sonra realiteyi meydana getirmeye hiçbir zaman sona ermeyen bir arayışa kendinizi derin bir şekilde sokarsınız.

Tüm fiziksel realite ruhsal realitenize paralel gitmeye başladığı zaman, bilinçliliğin beşinci düzeyinden altıncı düzeyine geçiş yaparsınız.

Enerjinizin tümünü ruhsal gelişmenize ve sizden akan fiziksel realitelere verdiğiniz zaman, bilinçliliğin altıncı düzeyine girersiniz.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde fiziksel çevrenizle %50 özdeşleşirsiniz ve dünyada ancak onun dışında ikili bir yaşam sürmeye başlarsınız.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde dünyadasınız, ancak onun dışındasınız. İnsanları onların bildikleri fiziksel realiteler olarak gösterirsiniz, içindeki gerçek ruh değil.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde ruhsallık ve fiziksel realiteler arasında köprü kurmaktasınız: ikili bir elçi, büyük bir ikili ajansınız!

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde ruhsallık ve çeşitli sosyal ve fiziksel realiteler arasında kaynaşma yaratarak, sürekli yer değiştirmektesiniz.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde zamanın yarısını fikirleri fiziksel olarak ortaya çıkarmaya ve zamanın yarısını da ruhsal işaretleri yorumlamaya harcarsınız.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde birçok maskeleri, sosyal rolleri ve kimlikleri olan bir kişisiniz, ancak yalnızca bir gerçek Yüksek Benliksiniz: SEVGİSİNİZ.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde birçok oyunlar oynarsınız, sistemlerin kurallarını öğrenirsiniz ve ruhun içinizde yaşadığı diğerine uyum sağlarsınız.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde, sizden ruhsal bir mesaj almak için doğru zaman, doğru yer ve doğru insanı tanımlarsınız.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde çalışırken, insanların çatışmalarına aracılık edebilirsiniz ve insanlığın Tanrı’ya doğru gitmesine yardım edebilirsiniz.

Bilinçliliğin altıncı düzeyinde zihninizde paralel düşüncelere ve kalbinizde paralel duygulara sahip olursunuz, çünkü bir ruh köprüsüsünüz!

Herkes şimdi ruhsal olduğu için, ruhsal bir köprü olduğunuz zaman bilinçliliğin altıncı düzeyinden yedinci düzeyine geçiş yaparsınız.

Her düşünceyle, duyguyla ve eylemle yaşamınızın her günü Dünya’da Cenneti yarattığınız zaman bilinçliliğin yedinci düzeyine girersiniz.

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde fiziksel çevrenizle %40 özdeşleşirsiniz ve günlük olarak kalbinizden, zihninizden, ruhunuzdan ve canınızdan yaşamaya başlarsınız!

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde her an kalbinizden, zihninizden, canınızdan, bedeninizden ve ruhunuzdan, tam, dengelenmiş bir insan varlığı olarak yaşarsınız.

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde insanlarla, hayvanlarla ve bitkilerle duygusal olarak bağlantı kurarak, enerjiyle iletişim kurarak kalbinizden yaşarsınız!

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde insanlarla fiziksel olarak bağlantı kurarak, onların zihinlerini okuyarak, düşüncelerini bilerek zihninizden yaşarsınız.

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde her eylemi motive eden düşünceleri görürsünüz ve insanların bu düşünceleri değiştirmelerine, böylece berraklık kazanmalarına yardım edersiniz.

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde insanların ruhsal yollarını, onların en derin özlemlerini görürsünüz ve ruhsallıkla bağlantılı kalmalarında onlara yardım edersiniz.

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde sakinlikle insanlara sarılarak, kavrayışları etkileyerek ve onların duygusal merkezlerine dokunarak, bedeninizden yaşarsınız!

Bilinçliliğin yedinci düzeyinde sezgisel olarak insan ırkının nasıl geliştiğini bilerek ve ona yardım etmek için harekete geçerek ruhunuzdan yaşarsınız.

Her saniye sizin etrafınızdaki tüm enerjilerle bağlantı kurmak için ruhunuzu genişlettiğiniz zaman bilinçliliğin yedinci düzeyinden sekizinci düzeyine geçiş yaparsınız!

Karşılaştığınız her kişiyle, dokunduğunuz her hayvanla ve her titreşimle sembiyotik olarak bağlantılı olduğunuz zaman bilinçliliğin sekizinci düzeyine girersiniz.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde çevrenizle %30 özdeşleşirsiniz ancak kendinizle, diğer insanlarla ve diğer enerjilerle bağlantı kurarsınız!

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde tüm duygu, düşünce ve eylemin titreşim enerjisinin daha fazlasına ve daha azına dayandığını fark ederiz.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde iletişim kurduğunuz her enerji formunun titreşimine uyum sağlamak için titreşimlerinizi nasıl değiştireceğinizi öğrenirsiniz.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde yoğun titreşimleri çok uzaktan duyabilirsiniz: insanlar acı içinde oldukları ya da sevgi dolu hissettikleri zamanı bilirsiniz.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde insanlarla ve diğer enerji formlarıyla rüyalar ve ruhsal denemeler yoluyla hergün iletişim kurabilirsiniz.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde ihtiyacı olan birine ruhsal mesajlar göndermek için yapmakta olduğunuz her şeyi durdurmak zorunda olduğunuz zamanı hemen bilirsiniz.
Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde titreşimlerinizle diğer insanları eylemlerini etkileyebilirsiniz, Star Wars’daki Jedi zihin sırrı gibi bir şey!

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde Ruhun bir hizmetkarısınız: diğerlerini uyandırma amacına hizmet etmek için ihtiyaç oldukça maddi kaynakları kullanırsınız.

Bilinçliliğin sekizinci düzeyinde çevrenizdeki her enerjinin ruhsal ihtiyaçlarını hissedersiniz: Onların enerjileri size girer, siz onlara girersiniz.

Düşünceleriniz ve duygularınız her kişiyi dönüştürecek kadar güçlü olduğu zaman bilinçliliğin sekizinci düzeyinden dokuzuncu düzeyine geçiş yaparsınız.

Odalarda yürüdüğünüz zaman ve herkesin hemen saf sevgiyi hissettikleri zaman, onların duygularını ve varlığını değiştirerek bilinçliliğin dokuzuncu düzeyine girersiniz.

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde fiziksel çevrenizle %20 özdeşleşirsiniz. Saf enerji olursunuz ve diğerlerini dönüştürürsünüz!

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde karşılaştığınız ve iletişim kurduğunuz insanları, onların ruhsal farkındalıklarını yükselterek yaşamlarını geliştirerek dönüştürürsünüz.

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde tanıdığınız insanların varlığına nüfuz eden güçlü bir mevcudiyet geliştirirsiniz: onları SEVGİYLE etkilersiniz.

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde, zihniniz, kalbiniz, bedeniniz, canınız ve ruhunuz sürekli bir meditasyon ve dua durumunda birlikte kaynaşır!

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde artık kendinizi zihin, kalp, beden, can ve ruh olarak görmezsiniz, çünkü evrensel sevgiyle bağlantılısınız.

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde sosyal akımlara önderlik edersiniz, dinleri başlatırsınız toplulukları dönüştürürsünüz ve insanların enerji düzeylerini sürekli olarak yükseltirsiniz.

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde bir şifacı, bir mistik, bir duru görür, bir psişik, bir görücü, bir peygamber, bir sihirbaz, bir gelecek okuyucu olursunuz. Ruh!

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde, öyle çok sevgi yaratırsınız ki, insanlar ve hayvanlar varoluşu çabasız gerçekleştirirler. İşin yerini keyif alır!

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde binlerce ruhsal eşlerinden, saf sevgiyle ilham verdiğiniz insanlardan gelen milyarlarca çocuğa sahip olursunuz!

Bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinde, gittiğiniz her yerde barışçıl topluluklar kurarak ve savaşa son vererek sevgiyi, neşeyi ve barışı yayarsınız!

Artık keyfi sürülecek sevgi dolu varlığınız için bir yerde olmanız gerekmediği zaman bilinçliliğin dokuzuncu düzeyinden onuncu düzeyine geçiş yaparsınız.

Hayal ettiğiniz ve insanların yaşamı değiştiği zaman bilinçliliğin onuncu düzeyine girersiniz; konuşursunuz ve insanlar davranırlar; yazarsınız ve dünya değişir.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde fiziksel çevrenizle %10 özdeşleşirsiniz. Ruhunuz öyle çok fazla şeyi içine alır ki diğerleri yoluyla hissedersiniz/davranırsınız.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde görünür bir şekilde fiziksel ve zihinsel faaliyetlerin inanılmaz başarılarını gerçekleştirebilirsiniz, çünkü sevgi sizi süper insan yapar!

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde, kendi ruhsal evreninizde yaşarsınız: Siz ilerlersiniz ve herkes sizinle ilerler. Gelişiminizi hızlandırırsınız!

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde, tüm varlığınız bir kolektif ruh oluşturmak için diğer insanlarla bütünleşir: Siz hareket ettiğiniz zaman, birlikte hareket edersiniz.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde tüm varlıklarla, tüm enerjilerle, bilinçliliğin her düzeyinde eş anlı olarak saf formda iletişim kurarsınız.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde tüm varlığınız etrafınızdaki tüm şeyler üzerinde yaratmak için sonsuz ilahi güce odaklanarak, evreni içine çeker!

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde Tanrı’nın büyüten camı olursunuz: Dikkatinizi nereye odaklarsanız, iç yıldırımın ateşini yayarsınız.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde öyle çok fazla enerji yansıtırsınız ki, aptal bilge olur, fakir zengin olur, aç doymuş hisseder!

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde sevginizi yoksullardan zengin ve güçlü olanlara doğru Dünya’daki tüm duyarlı varlıklarla paylaşırsınız.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde Dünya’daki ruhsal misyonunuzun farkında olursunuz: Misyonunuzu tamamlamaya, daha sonra da ortaya çıkarmaya odaklanırsınız.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde, fiziksel çevrenizle %10 bağlantılı kalabilirsiniz ya da ayrılabilir ve seyahat edebilirsiniz.

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde fiziksel formda olmak için ruhunuzun amacını tamamlarsınız. Bir seçimle karşı karşıya kalırsınız: Dünya’dan ayrılmak ya da kalmak?

Bilinçliliğin onuncu düzeyinde, eğer Dünya’dan ayrılmaya karar verirseniz, kozmik varlığın birinci düzeyine girersiniz; eğer kalmaya karar verirseniz Ruha yol gösterirsiniz.

Çeviri: Bdost
Kaynak: www.riseearth.com/2012/01/10

17 Temmuz 2012 Salı



Lütfen, içerik ile ilgili kısa bir sunum yapmama izin verin. Daha sonra ortaya sansasyonel gerçeklerin ortaya döküleceğine söz veriyorum! Lütfen sabırlı olun ve daha sonrasını okuyun.

Aryana Havah-Inuaki, reptilianul dine mine (Inuaki,reptilian benim içimde)

Bu kitap, başka bir gezegenden bir sesle temas halinde olduğu için annesi tarafından bir psikiyatriste götürülen 7 yaşındaki bir çocuk hakkındadır. Çocuğun adı David’dir ve Dünyadaki çok genç yaşına rağmen, göreceğiniz gibi, Evrene ilişkin görüşlere sahiptir.

David, psikiyatriste (onun adı Aryana’dır) duyduğu sesin başka gezegenden bir varlığa ait olduğunu söyler. Bu sesi Aghton olarak adlandırır. Onlar, her ikisi de başka bir takımyıldızından geldiler ve David Dünya’daki yolculuğunu sonlandırana kadar teması koruyacaklar. Eğer şimdi yaptığımız gibi yılları sayarsak, o burada yaklaşık 2000 yıl kalacak, ancak yakında zamanı farklı bir şekilde anlayacağız der David. İlk seans sona ermeden önce, psikiyatriste Aghton’ın ondan bir kitap yazmasını istediğini, böylece mesajının tüm Dünyaya yayılmasını istediğini söyledi.

David gezegenin İnua olarak adlandırılan yerden geldiğini ve Orion’a yakın yerleştiğini söyler. İnua’dan gelen varlıklar İnuaki olarak adlandırılır.

Bu noktada, her şey Annunaki hikayelerinden sonra yapılan bir aldatmaca gibi göründüğü için, çok az ilgimi çekmişti ve bu kitabın bir sahtekarlık olacağından korkuyordum. Ancak kısa bir süre sonra bunun durumun böyle olmadığını anladım, lütfen sonuna kadar sabırlı olun. İnuaki’ler Annunaki’ler ve bizim aramızdaki bağlantı hakkında konuşmadan önce size ilginç bir şeyler sunmama izin verin.

David İnua’yı Dünyadan daha güzel bir gezegen olarak tanımlar. Benzer kıyılara sahiptir: dağlar, ovalar, sular, ancak bitkiler farklıdır. Ve İnua’daki ağaçlar bizim gümüş gibi görünen, sadece küçük bir daha beyaz renklere sahiptir. Mevsimleri vardır, ancak David’in gerçekten çok sevdiği kış yoktur. Aynı zamanda denizleri ve okyanusları vardır. Denizlere Avata ve okyanuslara Surim denir.

İnuaki’ler 2 bacak üzerinde 2 metre yükseklikte olan ve bizim gibi yürüyen varlıklardır. Onlar bizimkiler gibi yumuşak bir cilde sahiptirler, ancak kertenkeleler gibi görünürler. Aynı zamanda iki elleri ve her birinde 3 parmakları vardır. Ayrıca kalın ve güçlü bir kuyruğa sahiptirler. Onların ciltleri beyazdır ve gözleri altın-menekşe rengindedir. Vücutlarında hiç kıl bulunmaz. Onlar iki farklı şekilde iletişim kurarlar: bizim yaptığımız gibi konuşarak ve a telepati yoluyla. İnuaki’ler et yemezler; sadece sebze, meyve ve tahıl yerler.

Bunlar Evrensel Matriks hakkında David’in kendi sözleridir:

“Evrensel Matriks enerjinin bağımsız bir türüdür. Tüm varlıklar ondan yapılır ve herkesin ait olduğu yerdedir. Enerjinin, içinde saklandığı ana şeklidir: Tüm Evrenlerden (David 10 farklı evren olduğunu söyledi) tüm fikirler, düşünceler, izler ve her zaman yaratılan ya da yaratılacak olan herşeyin enerjileri. Herhangi bir istek, söz ya da fikir bir titreşime sahiptir. Bir şeyi düşündüğünüz zaman, bu etki resim-düşünce-enerjiye dönüşür ve isteğinizin gerçekleşmesine izin verecek olan Matriksten özel bir bölüme erişir. Bu bir tohumu ekmek, hasat etmek için büyümesini beklemek gibidir.

Gerçek şu ki, şimdi, insan varlıkları her zaman sahip oldukları en büyük yaratıcı güce sahiptirler. Ancak her şeyden önce,  bir insan varlığı  zihni ve üst benliği arasındaki bilinç bağlantısı yeniden kurmalıdır. Üst benlik gerçektir. Gerçek, hakiki bilgi, her birimizin içinde gizli durur. Bu herkesin sahip olduğu, ancak mevcut müdahaleyle yüksek derecede karartılan  Matrikse doğrudan erişimdir.”

 David Evrensel Matriksin, birisi iyi bir şey ya da kötü bir şey yaptığı zaman nasıl çalıştığına dair bir örnek verir:

“Bu enerji Matrikse girdiğinde, iyi düşünce, yardım etme arzunuz orada bir iz bırakır. Bu enerji depolanır ve ona ihtiyaç duyduğunuz bir zamanda, size geri gönderilir.

Kötü davranışlar (eğer onu bu şekilde adlandırırsak) negatif enerjinin resmi-düşüncesidir. Hiçbir şey bu nedenle Matrikste meydana gelmeyecek. Yaratıcı ondan acı çekmeyecek olandır. Gerekli görüldüğü zaman, negatif enerji yaratıcıya geri gönderilecek. Bir denge olmak zorundadır. Ne kadar negatif resim-düşüncelere sahipseniz, o kadar bunlara maruz kalacaksınız. Çünkü Matriks, ilk durumunda, uyum, sevgi ve mükemmelliktir. Böylece kutupluluğunu karşılamayan tüm gerçekler ortadan kaldırılmalı ve atılmalıdır. Ve bu nasıl yapılacak? Onu yaratan kişiye geri göndererek, çünkü sadece yaratıcı bu ürünü enerjiye ve unsurlara dağıtabilir.”

Aryana tarafından David’e birinin bir soruya doğru, gerçek cevabı nasıl bulabileceği soruldu. David’in cevabı şudur:

“Gözleriniz kapalı durun ve Gerçeği bulmak için Matriksle bağlantı kurmak istediğinizi düşünün. O zaman kendinize şöyle deyin: Eğer cevap evetse, o zaman bedenim öne doğru eğilsin; eğer cevap hayırsa, o zaman bedenim geriye doğru eğilsin. Bu çok basittir. Verilen cevap her zaman gerçek olandır. Cevabını bildiğiniz bir soruyla başlayabilirsiniz: ancak dikkatli olmalısınız. Kendinize cevabı bilinçli olarak vermeyin. Kendinizi şaşırmaya bırakın. Hiçbir şey bilmiyormuş gibi sorun.”

(sorun ve daha sonra zihninizi boşaltın. Matriks size doğru cevabı verecektir.)

Daha sonra David, Aryana’ya Dünyanın beşinci boyuta giren bir titreşimsel sıçrama yapacağını söyler. Bu kafa karıştırabilir, çünkü bir üçüncü boyutsal dünyada yaşadığımızı düşünüyoruz. Aryana ona böyle söylediği zaman, David gerçek dördüncü boyutsal dünyada yaşadığımızı söyledi, çünkü bir boyutu geçici taraf olarak düşünmeliyiz. O halde, zaman bir boyuttur ve biz şimdi dördüncü boyuttayız.

(Farklı kaynaklardan bir araya getirdiğim şeye göre, titreşimsel sıçramadan sonra, beşinci boyuta ve dördüncü yoğunluğa gireceğiz. Dördüncü yoğunluk insan bedenine büyük değişiklikler getirir, onu daha hafifletir ve şekil ve yapıda farklı kılar. Ancak David her gezegenin sıçrama meydana geldiğinde farklı bir misyona sahip olduğunu söyledi (her zaman yeni bir deneyim). Bizim misyonumuz tüm değişiklikleri deneyimlemek olacaktır, ancak kendi şeklimizi ve yapımızı koruyarak. Aynı şey Dünyaya da olacaktır. Bu daha önce hiçbir zaman yapılmadı ve biz bunu ilk deneyenler olacağız. Bu aynı zamanda bizim dördüncü yoğunluğa erişmeyeceğimiz anlamına mı geliyor? Bilmiyorum. Ancak bildiğim şu ki, bedenimiz biraz hafif olacak, ancak görünüşte başka bir büyük değişiklik olmadan. Biz aynı zamanda yeni enerjetik DNA dizileri alacağız. Son bir sonuç olarak, bu belki de bizim büyük değişikliklerimizin enerjetik bedenlerde olacağı, fiziksel bedenlerde olmayacağı anlamına da geliyor. Değil mi?)

Her gezegen kendi titreşimine sahiptir. Ve bütün varlıklar ona uygundur. İnsan varlıkları, örneğin, Dünyanın titreşimine uygundur.

Bir insan varlığı öldüğü zaman, ruhu bedeninden ayrılır ve Matrikse döner. Aynı zamanda her ruh, Matriksin bir düzeyine uygun düşen kendi kişisel titreşimine sahiptir. Ancak her ruh Dünya’nın frekansının üzerinde gelişirse, artık Dünya’da yeniden doğmaz. Bu ruhun tüm derslerini öğrendiği ve frekansını Dünyanınkinden daha yükseğe çıkardığı anlamına gelir. Bu gelişmiş ruhlar, Dünyanın koordinatörleri olarak Matrikste kalır ve arayışımızda bize yardım ederler. (Evrende iyi ya da kötü gibi bir şey yoktur; yalnızca yüksek/düşük ya da pozitif/negatif frekanslar ya da titreşimler vardır)

Eğer Adolf Hitler gibi düşük titreşimli bir ruh Dünyada bedenlenebildiyse, bu Dünyanın çok düşük bir titreşime sahip olduğu anlamına gelir. Eğer bugün başlarsa, Dünyanın titreşimi daha iyiye doğru değişir, bu günden itibaren düşük titreşime sahip hiçbir ruh yeniden Dünyada bedenlenemez, çünkü Dünya gezegeninin titreşimi negatif ruhun titreşiminden daha yüksek olur. Negatif titreşime sahip ruhların yerleri değiştirilir. Bir gezegenin titreşimi onun üzerinde bedenlenen ruhların titreşimleriyle yaratılır. O halde Dünyanın düşük titreşiminden biz sorumluyuz. Onu biz yarattık.

David’e göre Dünyada bedenlenmek için, Inuaki’ler Dünyanın Matriksine müdahale etti. Dünyada bedenlenme olasılığını kendi ruhlarına vermek için diğer gezegenlerden diğer varlıklar da öyle yaptı. Onlar burada kendi titreşimleriyle Dünyanın titreşimini yükseltmek ve titreşimsel sıçramadan önce ve sonra ona yardım etmek için buradadırlar. Bazılarımız insanlara ve Dünyaya 2012’denönce ve sonra yardım etmek amacıyla diğer Gezegenlerden gelen yaşlı ruhlarız. Bazıları hatırlar, bazıları hatırlamaz. 2012’den sonrasına kadar herhangi bir şeyi hatırlamak onların programında değildir. 



David:  "Inua, uzun zaman önce yaklaşık 800.000 Dünya yılı önce dünya gibi bir gezegendi.  Bugünün İnuaki’sini andıran ilkel yaratıklar  yerleşti. Bir noktada, İnua’ya içinde iki yabancı, saldırgan, ancak çok gelişmiş iki varlık olan bir gemi indi.  Onlar toprak ve suyu incelediler ve örnekler aldılar. Ayrılmadan önce iki İnuaki çocuğu da beraberinde aldılar. Onlarla temas kuranlar doğaüstü varlıklar tarafından ziyaret edildikleri fikriyle kaldılar. Bu onların geldikleri deniz taşıtıyla, aynı zamanda yere çakılmış bıraktıkları özel bir araçla da ilgiliydi. Evrimin düşük derecesindeki İnuakiler araca tapmaya başladılar. Bu ziyaretin üzerinden yaklaşık iki kuşak alan uzun zaman geçti…”

Aryana: Uzaydan gelen yaratıklar neye benziyordu?

D: Bugünün İnakilerine benziyorlardı, ancak derileri koyu griydi ve kül rengi gözleri vardı. Sırtlarında, omurgaları boyunca, yeşil kahverengi renkte büyük ve kalın çivilere sahiptiler. Derileri sertti. Ve tuhaf bir koku vardı. Garip, fare ve kükürt gibi.  



Bir Reptilian-Annunaki şuna benzer: sadece daha kaslı, 2,5-3 metre uzunlukta, daha büyük gözler ve koyu gri renk.

İlk başta, herkes iyi olduklarını düşündü. İnuakiler güven duydu, çünkü ziyaretçiler o zamandan itibaren İnuakilere benzer varlıkların eşlik ettiği ziyaretçiler geldi. Hiç kimse bunların geçmişte onlarla gidenlerin soyundan olduklarını fark etmedi. Bu nedenle, iki tür arasındaki etkileşim kolayca ilerledi. Bu yeni sakinler gezegenle ve İnuakilere ilerleme getirdi. Onlar araçlar getirdiler. Bu araçlar hem basit ve hem de karmaşık makinelerdi. Onlar  İnuakilerin  bunları kullanmalarından ve nasıl ateşle oynadıklarından hoşlandılar. Daha sonra, onlardan birkaçını ve görevlendirilmiş liderleri seçtiler ve onları nüfusu yönetmek ve kontrol etmek için aldılar. Ancak İnuakiler kolonileştirmeden beri doğan torunların farklı olduklarını gözlemediler. Onlar daha becerikli ve yetenekliydiler.

Çünkü yeni sakinler kendi genetik materyallerini, Inuakilerinkilerle birleştirdiler. Bu şekilde, İnuakinin yeni bir kuşağını yarattılar, çünkü onlar getirdikleri araçların kullanabilen daha becerili işçilere ihtiyaç duydular.

A: Onlar İnua’da ne arıyordu?

D: Altın, silikon, kristal ve diğer cevher türlerini istiyorlardı. Onlar materyalleri evlerine gönderiyorlardı. Onları gemi inşa etmek ve türlerini sürdürmek için kullandılar.

A: Ve kim onlar?

D: Onlar kendilerini Annunaki olarak adlandırdılar ve Drako adı verilen bir takımyıldızından geldiler. “

David, Aryana’ya İnua’nın tarihini ve Annunakilerin İnuakileri kontrol etmek amacıyla nasıl bir dini kurduklarını anlatır. O  tarihte bir noktayı, 30.000 yıl sonra, İnuakilerin köleler olduklarını ve Annunakilere karşı savaştıklarını fark ettikleri zamanı söyler. Uzun ve kanlı bir savaştan sonra, Annunakiler İnuayı  bırakmış gibi davrandılar. Ancak bu bir yalandı, çünkü halen kaçtıkları yer altı üslerine sahiptiler. Onlar bazı sadık İnuakilere güçlerini verdiler. Görevlendirilmiş İnuaki liderleri öldüğü zaman, onları çocukları tıpkı bir monarşi gibi liderliği miras aldı.

Mirasçılar çocukluktan itibaren Annunakilere hizmet etmek için eğitildi. Bu şekilde, Annunakiler sonraki 200.0000 yıl boyunca yeraltından İnuayı yönetti.

Ancak nihayet olarak, bu kadar uzun zaman sonra bazı iyi şeyler olmaya başladıktan sonra, titreşimsel bir sıçramaya gitmeye hazırlanmaktaydı. Yeni titreşim artık Anunnakilerin kalmasına izin vermedi. Onların titreşimleri çok düşüktü, bu nedenle onlar sonunda İnuayı terk etti. Onlar diğer göksel bedenlere gittiler.

Sonra, David Aryana’ya Annunakilerin İnuakileri kimyasallarla ve suya, toprağa ve havaya yaydıkları  zehirlerle nasıl kontrol ettiklerini söyledi.

DAVİD DÜNYANIN KOLONİLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KONUŞUYOR:

Aryana:  “Bugün Dünya hakkında konuşmak istediğini söyledin.

David: Evet. Size İnua üzerinde meydana gelen şeyi söylemek istedim,  Dünya’da meydana gelen kolonileştirmeyi kastediyorum.

Aryana: Kim bizi kolonileştirdi?

David: Annunakiler. Yaklaşık 500.000 yıl önce buraya torak ve su örnekleri alan bir gemiyle geldiler, daha sonra ayrıldılar. Biraz zaman sonra, İnuadan aldıkları İnuakileri getiren daha çok gemi geldi. Annunakiler eğer İnuakis Dünyada çalışırsa, bunun daha kolay olacağını düşündüler, çünkü Dünyanın nüfusu çok ilkeldi. Zamanla, daha çok iş gücüne ihtiyaç duydukları ve aynı zamanda İnuakiler onlara karşı isyan ettikleri için, seçenekleri yoktu ancak insanları almak ve onları çalıştırmak zorundaydılar.

Böylece, bundan önce, Annunakilerin başlangıçta (Sümer tabletlerine göre) kendilerine çalıştıklarını biliyorduk, ancak gerçekte başka reptilian ırklar burada onların köleleri, İnuakiler olarak çalıştılar.

Ancak insanlar becerilere sahip olmadıkları için daha kötü şeyler de yaptılar, böylece bu insan genetik modifikasyonuna nasıl başladıklarıdır. Sadece bu zaman İnuakilerden genetik materyalleri aldılar, kendilerinden değil.

A: Daha sonra, niçin İnuakilere benzemedik?

D: Anunnakiler her zaman çevreye mükemmel bir şekilde uyarlanan şeyi korudular. Bizim görünüşümüz geldiğimiz çevreye uyarlandı; beden mükemmel bir şekilde gezegenimizin koşullarına uyar. Bu ilk genetik modifikasyondu. Aşağı yukarı 40.000 yıl önce, mevcut DNA’nın yanı sıra, Annunakiler kendi genetik materyallerini de eklediler, çünkü insanlar Annunakilerin gerçekte kim olduklarını anlamaya başladılar. Böylece onlar bizi kendi yapılarına daha benzer yaparak onları kabul edeceğimizi düşündüler. Ancak ikinci modifikasyon tüm nüfusa yapılamadı. Böylece doğrudan Annunakilerden ek DNA alanlar ile İnuakilerden alanlar arasında bir karışım ortaya çıktı.

Ancak, aynı zamanda saf kan iplikleri de vardı ve bu aileler Annunaki kan koruyuculuğunu kusallıkla korudu. Onlar kendi kökenlerine saygı duyarlar ve kan karışımını kabul etmezler. Annunakiler asla Dünyayı bırakmadılar, İnuada meydana geldiği gibi, onlar buradadırlar ancak gözlerimizden gizlidirler. Onlar gölgeden bizi yönlendirenlerdir. Onlar dünyayı yönetirler! Hükümetlerimiz onların kontrolü altındadır.
İnsanlar onlardan DNA’larının bir kısmını ve beyinin bir alanını miras aldılar: negatif duygulara ve saldırganlığa yükümlülük.

Yaklaşık 6500 yıl önce, kitlelerin başkaldırısıyla ilgili olarak, Annunakiler bir köşeye çekilmeye ve gölgede çalışmaya karar verdiler. Onlar gizli örgütelrini kurdular ve bugünün dinlerini oluşturdular. Sonra, rahiplerini yetiştirdiler ve onları kendi çıkarları için çalışmaya gönderdiler. Onlar kırpılmış doğmaları ve doğruları başlattılar. Bu onlar için çok iyi bir şey olduğunu ispatladı, çünkü insanlar onlara ibadet etmeye ve itaat etmeye başladılar.

Bu gizli örgütlerin amaçlarından biri de bu doğruları aktarmaktır. Bugün bu okült örgütler tüm dünya üzerinde kurulmuştur. Onlar hükümetler, ulusal kurumlar ya da şirketler, bankacılık sistemi, ordu ve polis, kanunlar, eğitim ve medya aracılığıyla çalışırlar. Onlar her yerdedir. Dünyayı yönetirler. 

A: Ve bu şeyleri nasıl yönettiler?D: onlar eski bir ırktırlar. Bilgileri çok yoğundur ve çok iyi planlanmıştır. 

Ustalaşmış öze sahiptirler ve Evrenin tüm yönlerini bilirler. Onlar iyi astrologlardır ve insan zihnini, havayı, enerjiyi ve ruh halini etkileyebilirler. Onlar her şeyi, herhangi bir zamanda ve ne zaman isterlerse yapabilirler. Hatalı ve çarpıtılmış algılamaları yararlı olduklarına ikna ederek, dini kullandılar. İnsanları astrolojinin şeytani bir öğreti olduğuna inandırdılar.



İnsanları rüyaların şeytan tarafından gönderildiğine ikna ettiler. Gerçekte bildiğimiz gibi bir şeytan yoktur. Ve rüyalar gerçekte Evrene ve Matrikse açılan yoldur. Dünya pek çok yararlı alanlara ve aktarıcı yetenekleri olan alanlara sahiptir. Bu alanların tümünde, bu yararlı etkileri nötralize etmek için dev anıtlar yerleştirildi.

Onlar dünyayı insanın sezgisini imha ederek, politikayı kullanarak ve özellikle de finansal sistemi kullanarak, şeytanca bir beyin yıkama programını kullanan dinle yönettiler. Gerçekte Annunakiler bizim paramızdır. Onlar bize yiyecek, ısınma, okullar, evler, tatiller, sağlık ve her şeyi verirler.

Kraliyet aileleri onların torunlarıdır. Bizim Başkanımızın damarlarında onların kanı vardır. Şu ya da bu şekilde, onlar bu okült örgütlerle ilişkilidirler. Kraliyet aileleri ve başkanlar onların kökenlerini bilirler ve buna saygı duyarlar. Biz doğduk, yaşadık ve öldük, onlar için. Bilim de onlarındır. Belirli bir derecede, dinin yerini alır.

Bugünün biliminin gerçekle ve Matriksle yapacak bir şeyi yoktur. İnsan evrimindeki bir zaman noktasında, dini doğmalar hakkında şüpheler ortaya çıkmaya başladı.

Annunakiler kendi üstünlüklerinin ve beyin yıkamalarının devam etmesi için bir yol bulmak zorundaydılar. Böylece bilimi buldular. Onlar insanların uyanacaklarından dehşete düştüler.

Onların diğer göksel bedenlere erişimi donduruldu, çünkü Matriksin onları modifiye etmek üzere olduğu bir noktaya eriştiler. Onların önce soyları kurutulacak ve sonra dönüştürülecekler. Onlar bunu istemezler, çünkü çok korkarlar. 60’lı yıllardan beri, Dünyanın karması temizlenmeye başladı. Daha çok seçilmiş varlıkların Dünyada bedenlenmesine izin verildi. Kitlesel bedenlenmeler başladı. 90’lardan sonra bu bedenlenmeler artmıştır. Yeni gelenler paranormal olarak adlandırılan yetenekleri geliştirebildiler. Siz ve benim aramda bile, onları niçin bu şekilde adlandırdığınızı anlamıyorum, çünkü bu yetenekler çok normaldir. Yeni gelenler Annunakilere büyük tehdit oluştururlar, bu nedenle 60’ların başlamasıyla, onlar da her geçen yıl bizim yiyeceklerimizi zehirlemeye başladılar.

Yiyecek ve içecek, ilaç olarak aldığımız her şey, yıkandığımız su, her şey programlanıyor. Suya ve yiyeceklere eklenen tüm kimyasallar, ilaçlar, gıda takviyeleri insan beyninin belirli uyaranlara tepki göstermesi, ya da tersine göstermemesi için düzenleniyor.

Aşılar en büyük sahtekarlıktır. Benim annem, beni bunlardan birini almaya zorladı. Bu nedenle, kişisel olarak mikropların çakralarıma nasıl saldırdığını gördüm; daha sonra kötü bir şekilde lenfatik sistemi ve bezleri etkileyerek, tüm bedenime yayıldı. Çok hasta oldum.

Annunakiler insanların uyanmasını ve gerçeği anlamasını istemezler. Bu nedenle, bizi yanlış bilgilerle ve bizi atalet içinde tutmak için tasarlanmış maddelerle zehirlerler. Bu maddeler epifiz bezini bloke ederek onun engelleyicisi olarak işlev görür. İnsan salgı bezleri çok önemlidir. Örneğin, eğer bilinçli bir şekilde timüs bezini aktive edersek, yaşamlarımızı uzatabiliriz. Her bez önemli bir amaca sahiptir. Onları uygun bir şekilde ayarlamak için doğrudan Matriksten bilgimizi almaya ihtiyacımız var, Dünyanın, şimdi yaptığımız gibi düşük alanlarından değil. Daha düşük alanlarda, düşük frekansın form, düşünce, enerjileri saklanır. Annunakiler tarafından yaratılan suni blokajlar nedeniyle, gerçek bilginin olduğu Matriks yerine, sadece buradan bilgimizi alıyoruz.

Burada, Annunakiler şeytan, korku, nefret, dehşet, fobi, ölüm ve daha fazlası ile ilgili her şeyi depoladılar. Onlar bedenimizin ötesinde varolduğumuzu, tıpkı Yaratıcı gibi, özgür ve sınırsız olduğumuz Evrensel bilinçliliğin bir parçası olduğumuzu anlamamızı istemezler. Çok toksik bir madde olan fluoride diş macununda bulunur. Dişe hiçbir etkisi yoktur. Bize, epifiz bezinin engelleyicisi olarak, kasıtlı bir şekilde verilir. %100 toksiktir.

(Yararlı makaleler- sağ tıklayın ve yeni bir pencerede açın)
1.     Fluoride: İnsanlar için çok toksik bir madde
2.     Epifiz bezi: Evrensel Matriksle bağlantınız
3.     Epifiz bezi nasıl temizlenir?

Ancak, bu maddelerin yakında işe yaramayacağını bilirler, bu nedenle bize ve Matrikse müdahale etmek için yeni yollar yarattılar. İletişim cihazları, cep telefonları ve gama ışınlarıyla enerjetik bombardımanı kullanıyorlar. Ancak başarıl olmayacaklarını kesinlikle biliyorum. Matriks Dünyayı uygun şekilde ayarlamak için çalışır ve Şubat 2013’e kadar her şey istikrarlı olacak. Yeni bir çağ başlayacak. İyinin ve barışın bir çağı. İnsan varlıklarının iyi olduklarını ve İnuakilerin DNA’larından yaratılan her şeyin özel olduğunu bilmenizi istiyorum. Onların hemen hemen tümü şimdi yeni çağda olacaklar. Onları caddelerde görüyorum, onları kardeşler olarak fark ediyorum.

A: Kimin Annunaki kanına sahip olduğunu nasıl bileceğiz?

D: Konuştuğunuz kişinin gözlerine bakın, sadece gözlerine. Gülüşünü ve mimiklerini dikkate almayın. Daha sonra kendinize bu kişinin İnuaki ya da Annunaki olup olmadığını sorun. Üst benliğiniz cevap verecek.

A: Annunaki kanına sahip olanlara ne olacak?

D: Onların kendi yolları var. Biz Matriksin planlarına müdahale etmemeliyiz. Onlar yeni enerjiye karşılık vermeyecekler, onların yapıları farklıdır.

Sıçramadan sonra, Dünyada sadece sevgi, barış ve uyum olacak. İnsan varlıkları savaşın, çatışmaların ve şeytanın zamanının geçtiğini anlamak zorundalar.
Eğer yardım etmek isterseniz, o zaman değişimin meydana gelmesini isteyin! Değişimin aktif katılımcıları olun. Annunakilerin maskesini düşürün ve onları tüm Dünyaya gösterin! Onları görebilirsiniz ve benim gibi pek çok insan vardır. Ben sadece bir çocuğum ve hiç kimse beni dinlemez ve onları görenler konuşmaz, çünkü başkalarının ne düşüneceklerinden korkarlar. Ancak bu Yaratıcıdan bir hediyedir ve onlar bunu kullanmalıdırlar. Onları görenleriniz KONUŞUN! Parmaklarınız onlara doğrultun! Onları görenler Matrikse daha yüksek bir erişime sahiptirler. Bu beden ve üst benlik arasındaki bağlantının anlaşılmasıyla başarılır.

A: Üçüncü göz olarak adlandırdığımız şey hakkında konuşacağınızı sanıyorum.

D: eğer onu bir göz olarak adlandırmak isterseniz, o zaman bunun birinci olduğunu, üçüncü olmadığını bilin. Sadece ondan aldığımız bilgiye güvenmeliyiz. Üst benlik gerçektir. Matriksle bağlantı kurduğunuz zaman, şöyle deyin: “ gerçeği görmek istiyorum!” Üst benlik ne yapacağını bilecektir. Size parça parça gerçeği verecek, bütün olarak değil. İnsan beyni bu kadar çok bilgiyi işleyemez.

2. İkinci kitapta, Aryana David ile yeniden temas kurar. 

David Romanya’da meydana gelecek önemli şeyler ve atalarımız hakkında konuşur.

Lütfen burada bazı şeyleri eklememe izin verin.
Dakyalı (Dacian) insanlar büyük ezoterik bilgiye ve büyük ruhsal güce sahiptirler. Onlar gerçeğe erişime sahiptirler, kırpılmış bilgiye değil. Onlar aynı zamanda, hem eril hem de dişil enerjileri dengeli bir biçimde birleştirmeden, Dünyada Tanrıyı ortaya çıkaramayacaklarını bilirler. Tanrı olmak için üstün evrimci aşama değildir. Sadece her insan varlığının bir olabilmesi değil, aynı zamanda bizim ilk önemli evrimci görevimiz olduğunu da. Biz “Tanrı” kavramını çok yanlış anlıyoruz.
Dakyalı insanlar kendi yaşamlarını mükemmel bir denge içinde yaşadılar ve kendi ezoterik ritüelleri insanlar için ve gezegen için harikaydı. Onlar Evrensel Matriksle uyum içinde yaşadılar ve onların çoğu bizim Tanrı olarak bildiğimiz ruhsal aşamaya erişebildiler. Kendi ritüellerinde eril ve dişili birleştirerek, bu ilk amacın çok yakınına erişebildiler, ancak bir Tanrı olmadan önceki son aşama onların ayrılmasını kapsadı. Her birey son adımları tek başına atmalıdır ve bunu yapmanın doğru yolu yoktur. Her birey kendi yolunu bulmak zorundadır. kesinlikle, pek çok kişi bu son aşamaya bile erişemedi ve her zaman çok az kişi Tanrı olabildi. Ancak Tanrılar olmayı başaranlar en güç zamanlara sahiptiler, çünkü onlar fiziksel olmaktan çok daha ruhsal oldular ve Dünyada yaşamak gerçek bir zorlu mücadeleydi. Zamolxis, Dakyalı Tanrı fiili olarak, çok daha yüksek bir ruhsal evrimi başardığı anlamda, bir Tanrıdan daha fazlasıydı.

Fiili olarak, 2012’de aldığımız enerji bilinmeyen, gizemli bir enerji değildir. Bu bedenlerimize girecek olan ve her şeyi mükemmel bir şekilde dengeleyecek olan dişil bir enerjidir. O halde, bunu ve diğer önemli gerçekleri bilerek, Dakyalılar binlerce yıl önce 2012’den sonrasına kadar bizim yapamayacağımız şeyi yapmayı başardılar.
Aynı zamanda, onların tüm bilezikleri ve “baş halkaları”, onları reptilian varlıklara karşı koruma aracyla üretim sürecinin başlangıcından itibaren onları büyüleyen reptilian şekillere sahipti.  Böylece onlar kendi varoluşlarını çok iyi bildiler.

Tüm Dakyalı bilezikleri yılan ya da sürüngen temsilleridir.



Dakyalı büyük kale “Sarmizegetusa Regia” çok özel bir yerde kurulmuştur.

Tüm kalelerin ilki önemli bir çakranın üstünde kurulur ve ikinci olarak da onun altında büyük bir şehir yeralır (Atlantis tarafından kurulan), ve Romanya yetkilileri tarafından keşfedilen şehir hakkında başka bir doküman ekleyeceğim.

Aghton Şehir köpükleri olan resimleri (bir video gibi) David’e gösterdi. David Aryana’ya altın bir parayla bir alıcı gördüğünü söyledi (diğer pek çok şey), ancak Aghton altın paranın ne için kullanıldığını  söylemeyi reddetti. Başka bir kitaptan başka doküman da ekleyeceğim ve çok önemli bir şahısın, Massini adlı bir Masonun (33. Dereceden çok daha yukarıda olan) Romanya’ya çok gizli bir operasyonda geldiğini ve altın bir parayı kapsayan bir alıcıyı ele geçirdiğini göreceksiniz. Operasyon çok ilgi çekici ve ilginçtir.

David aynı zamanda Atlantalı bir imparatorun 16.000 yıldır ilk durumunda kaldığını ve Dakyalıların onların doğrudan torunlarından bazıları olduğunu söyledi.

Daha sonra, Aryana’nın “ Annunakiye karşı Annunaki” adlı kitabında (satın aldığım ve hemen birkaç gün önce okuduğum son kitabı), O sadece Dakya kültürünü inceleyen yerel bir tarihçinin, reptilianların Dakyalıları barış içinde bırakılmak amacıyla, insanları kurban etmeye zorladıklarını söylediğini anlatır. Ancak Dakyalı kurbanlar kurban edilecekleri zamanı kendileri seçerler. Bu nüfusun geri kalanını korumak amacıyla kurban edilme tercihleriydi. Bu sevginin yüce ve asil bir davranışıydı.

Üçüncü kitap (en son) beni derinden rahatsız eden bir şey getiriyor.

Aryana uzun zaman önce diğerlerine karşı çıkan bir gruptan bir reptilian üye gibi kendini sunan bir insanla temas kurdu. O insan iki gruba ayrıldıklarını söyledi. Bir grup aynı kaldı ve diğer grup o günden beri insanlığa yardım ediyor.

Bu kesinlikle büyük bir yalan!

Lütfen hiçbir zaman benzer şeylere kanmayın. Onlar ne pişmanlık duyarlar ne de bize yardım etmeye çalışırlar. Bu onların yeni taktiklerinin bir parçasıdır, bu nedenle lütfen bugünden itibaren yeni bilgilere karşı seçici olun. Aryana kişiyi çok negatif olarak hissettiğini ve bir anda onun gözlerinin yeşile döndüğünü ve donuklaştığını söyledi. Çok iyi eğitilmiş ve soğukkanlı bir şekilde konuşurken, Aryana’nın omurgası sürekli olarak ürperdi. Sonra gelen şey çok ilginçtir ve beni çok endişelendirdi.

Bu kişi bu grubun paralel bir Evrende Yeni bir çağı, sevginin ve barışın çağını yarattığını söyledi. Aynı zamanda, Dünya’da çok kötü şeylerin olacağını, ancak aynı noktada onların Yeni Çağa erişmemiz için Dünya üzerinde portalları açacaklarını da söyledi.

Bu çok iyi planlandı- yeni kandırma yöntemi!

Yeni gezegen fiili olarak aynı Dünya’dır, ancak paralel bir Evrende ve zamansız bir “şimdi” de hapsedilmiş. Birileri portaldan girer girmez, geri dönemeyecek.

Hemen hayal edin, gezegen her yerde olacak olan büyük değişikliklere ve afetlere uğradığı zaman,  Reptilianlar sahte Yeni Dünyaya portalları açacaklar. Pek çok insanın bunun gibi bir tuzağa nasıl düşeceğini hayal edin. Müslümanlar Allah ya da Muhammed’in Cennet Bahçelerine çağrısını, Hristiyanlar Tanrı’nın ya da İsa’nın çağrısını duyacaklar, ateistler felaketler olmaksızın bir Dünya tarafından çekilecekler ve benzeri şeyler. Onlar aynı zamanda Hükümetlerin yeni yerleşilebilir gezegenler buldukları ve portalların buralara yol göstereceği bilgisini onlara vererek, insanları tuzağa düşürebilirler. Son haberler yaşamı destekleyen yeni gezegenlerin keşfedildiği ile doludur, bu kadar çok dünya dışı haberlerle dolu olan bazı şeyler…

İnsanlar reptilianların  yeni kandırma yöntemleri kullanmakta olduklarına mümkün olduğu kadar çok dikkat etmelidirler! İnsanlar bizim yerimizin burası olduğunu anlamalıdırlar ve gelen ne olursa olsun, Dünya sadece bizim evimizdir. Biz onun titreşimine uygunuz ve enerjetik olarak ona bağlıyız.


Çeviri: Bdost